En güzel şiir yaşamak, en güzel hikaye yaşatmak.

3

Dağlar,insanlar ve hatta ölüm bile yorulduysa, şimdi en güzel şiir, barıştır. (Yaşar Kemal)

Az önce komşumuz muşlu polisin, 49 plaklı aracının taşlandığını öğrendim. Aydın’ın orta yerinde. Taşlamak, öldürmek, zarar vermek, yakıp, yıkmak için bir plaka da yeterli. Memleketin bir yanında insanlar sokağa çıkıp linç olmaktan korkuyor, bir yanında keskin nişancıdan yiyeceği bir mermiden.. Plakaya bile öfke duyan, küçük çocukları öldüren, benim oğlum değil onun oğlu ölsün diyen..kim bunlar? barıştan bu kadar korkanlar kim?

Dün izlediğim polis ve askerler için yapılan yürüyüşün videosunda; hdp binasını yakıp yıkmaya çalışan gruba polisten müdahale gelince yaşlı bir amca polise; “orospu çocukları. müstehak size” diyor. videonun iki dakika öncesinde ise “şehitler ölmez, vatan bölünmez” diye büyüyen ses dalgasının içinde var gücüyle yer alıyor. bölünmeyen ne amca; neye kime olduğunu bilmediğin öfken mi? “durun, savaş olmasın, çocuklarımız ölmesin” cümlesinde yatan barış özlemine mi? kara kaşlı, kara gözlü, aksanı sizden farklı, evinden çok uzakta ekmek için çalışan insanlara mı? ölene mi, öldürene mi “ölsünler” isteğin? henüz kime, niçin olduğunu bilmediğin bu öfke nasıl oluyor da bu kadar büyüyor? elinde tuttuğun, “buna kurban olun” dediğin bayrak kimi geri getiriyor? önce onlar için sokağa çıktığın, sonra müstehak dediğin insanların savaşması öfkeni dindirecek mi?

facebook’ta paylaştığın “savaş devam etsin, hepsinin kökünü kazıyalım”, komşuna söylediğin “allah belalarını versin”, 6 yaşındaki çocuğuna öğrettiğin “gebersinler” üstelik barış gibi bir kelime varken; tüm bunlar geceleri rahat uyumanı sağlıyor mu? gerekirse canımız feda dediğin vatanın; deniz kıyısındaki şehrinin rengarenk evlerinin bir tanesinde sen uykudayken, senin gerek gördüğün canlar feda olduğunda, üstelik daha senin yarın yaşında canlar, rahat uyuyor musun? 400 vekile karşılık “huzur” aksi için ölüm, savaş, kaos diyenler dururken; kundaktaki 35 günlük bebek, buzdolabındaki çocuk henüz 10 yaşında; onlara mı “öfken”, “daha beter olsun’ların.”

barışın sesine ses katmak varken; öleni, öldüreni, ölümü kutsamak niye? ki hep başkalarınınken bu ölümler…

denizli’de ismini bilmediğin bir annenin oğlu, cizrede hiç görmediğin bir kadının yavrusu..

periyodik zamanlarla sokağa “vatan sana canım feda” diye çıkarsan..iki üç binaya taş atıp, yakıp-yıkıp evine dönersen..sen gece uyurken başkaları hep ölecek.

barışölmesin. kimse ölmesin.

Barışın sesine ses katalım, en çok “analar ağlamasın” diye haykıralım.

Yaşamak, yaşatmak için..

en çok da hiç bilmediğimiz şehirlerin hiç görmediğimiz bahar yüzlü çocukları için..

elini hiç öpmediğimiz anaların çocukları için..

Kimse ölmesin de güzel dostum..Kimse ölmesin.

Bir hikayenin içinde geçen en güzel şiir olalım; Barış’la birlikte..

  • Barıştan yana kimse ölmesin. Fakat barışa gözünü yumanlara “barış” kelimesi ağızdan çıkan bir ses edası hissettirdiği için, manasını idrak ettirmediği için… Böylelerini isteyerek yetiştiren “analar” için, babalar için, “Terörizm” için ceza gereklidir. Ceza ise anlamaya,anlatmaya en etkili yöntem olmalıdır çünkü çare bunu gerektirir.

    Yanıtla
Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.