FITRATA DÖNÜŞ
Nisandayız.Baharın en güzel renkleriyle donanacak her yer kısa bir süre içinde.İstanbul’u erguvanlar ;Emirgan’ı laleler kaplayacak boydan boya.Elvan elvan renklerin cümbüşünü seyretme zamanı gelecek.Doğada bir uyanış an be an başlarken; sahi bizde ne değişimler olacak?Bahar bize de gelecek mi? Topraktaki değişim;topraktan gelmişliğimizi harekete geçirecek mi?Bir sakinlik ve normalleşme olacak mı hayatımızda?
Belirsiz ve nihayetsiz sorularımızda sürekli bir arayış içerisindeyiz bu aralar.Yeni yaşam tarzlarına alışmak,kısıtlanmayı kabullenmek zor gelmiyor değil.Özlüyoruz yağmurda ıslanmayı,alelacele koşuşturmaları,okul yollarını,öğrencileri,komşuları,parklarda çocuk cıvıltılarını,memleketi,sıla-i rahimi,toprağı,suyu,limon çiçeklerini..
Bakış açımız pencerelerle sınırlıyken;anlıyoruz esarete mahkum ettiklerimizi.Adaletsiz,acımasız, hunharca yok ettigimiz güzellikleri.Niytsiz isteklerimizin bir sonu olduğunu.Yalnızlığımızla yüzleşirken ;öfkeyi kontrol etmeyi,sabrı öz denetimi hatırlıyoruz bir bir.
Gerçekten bir otokontrol var mı hayatımızda? Davranışlarımızı özgür irademizle iyi yönde geliştirebiliyor muyuz? Bir hesaplaşma yapabiliyor muyuz kendimizle?
Aslında Yunus’un “ Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm” sözü bize anlatıyor ne olduğumuzu. Hiçlikten gelip varlığa bürünüşümüzü. Gücün, kudretin ve yaratılışın mükemmmelliğini.Şükürsüz ve sonsuz ihtirasın da bizi götüreceği nihayeti.
Bizim de inzivamız olacak mı bu süreç? Dönütürebilecek miyiz evlerimizi Cebel-i Rahmeye,Hira’ya?Farkedebilecek miyiz kesretteki tekliği?Durdu A.İNCE/Asudebahar@









