GEÇMİŞ HENÜZ GEÇMEMİŞ

1

İnsan ne olursa olsun kaçamıyormuş geçmişinden.

Geçmiş dediğimiz şey bazen ansızın hazırlıksız yakalıyormuş yüreği.
Hüznün o sağır eden sessizliği ve acının lekesi hâlâ olduğu yerde duruyormuş ama insan görmek istemiyormuş.
Hazırlıksız, öyle sessiz ve acımasız bir halde yakalandığım geçmişime göz ucuyla baktım.
Her taş, her toprak bir bir suratıma vurdu büyük yangınımı, terk edilişimi, acımı.
Sahi yüreğimiz yangın yeriyken nasıl tutunabiliyoruz yaşamaya, acı kıskıvrak yakalamışken dört yanımızı nasıl sabredebiliyoruz.
Kimseye anlatamamanın o çaresizliği ve göz yaşların boğazda düğüm düğüm olması.
Nafile oysa ki; tren çoktan kalkmış,diyecek bir tek bir söz dahi kalmamış.
Ayrık otları gibi savrulmuşuz hayatlarımıza.
Keşkeler ile ömrü tüketip duruyoruz “keşke böyle olmasaydı” dilimizde sadece bu söz hüküm sürüyor.
Unutmak zorundalığının o zehir eden tadı ve yanağımızı yakan o göz yaşının tuzu bir olup hücum ediyor kalbimize.
Kırık bir kalp ile ağır aksak umutlara bel bağlayıp sıyrıldığımızı sanıyoruz geçmişimizden.
Sıyrıldığımız sadece zaman oluyor ve öyle bir an geliyor ki zaman bile işlemiyor acılarımızı iyileştirmeye.
Ne çekip gidebildim ne de kalabildim öylece asılı kaldım acılarımın ortasında.
Parmaklarımdan yalnızlığın kurşunî renkleri döküldü birer birer toprağa.
“Unuttum” dedim “unuttum ben!” Oysa ki her “unuttum” deyişim sonbahar rüzgârı gibi savruldu ömrümün saç uçlarına.
Döne döne anlattım bir sevdadan nasıl vazgeçildiğini yüreğimden özgürlüğüne kavuşan kuşlara.
Ben yazgımı akladım da alnıma silinmez bir kalem ile yazdım dedim “imtihanımsın dünya.”
Herkeslerin söyleyecek bir şeyi vardı bense sustum, sükutuma boyun eğip geceyi katık ettim yaralarıma.
Fersah fersah yürüdüğüm tozlu yollar bir çizik attı yüreğime, kanı durmaz kimsesizliğimi aldım karşıma bir bir sustum arsızca.
Nasıl da kolayca “bitti” diyebiliyoruz öyle nasıl da kolay çıkıyor heybemizden bu söz.
Her bitti dediğimiz yerden yeniden tazeliyor kendisini, kabuk tutmayan yaralarımız.
Uçuk renkli bir akşamdan sesleniyorum, biraz ıtır birazda kekik kokularının arasından fısıldıyorum kalemimin kulağına “sende benim ile beraber bu imtihana mecbursun, sende benim kadar geçmişi kanayan arsız bir ruhsun”…

• Yazınım tüm hakları korunmaktadır.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.