Gözlerini tamamen kapatıp yüreğini açarak hemşireliği seçtiğin an başlıyor gönül serüveni. İlk defa ellerinde biri can verince anlıyorsun hem hayatın kıymetini hem kıymetsizliğini. Bu meslek öyle bir meslek ki biz insanın en zor anında yanında oluyoruz, en çok ihtiyaç duyduğu zaman ellerini tutuyoruz. Kimi zaman gözünden akan bir damla yaşı siliyoruz, kimi zaman muhtaç olduğu bir yudum suyu veriyoruz. Hayatın değerinin olmadığını anlıyoruz biz bu meslekle, çünkü elimizde can veriyor nice kıymetliler. Senin bakmaya kıyamadığın bizim elimizde ölüyor işte. İnsanlığı ve vicdanı en doruk noktada yaşıyorsun bu meslekte. Ölümün acı kokusu siniyor bedenine ve sonra alışıyorsun kayıplara, kaybetmeye… Mükemmel bir sistem var karşında yanlış yapılan her şeyin zarar verdiği, iyi yapılan her şeyin onu daha da iyi ettiği bir sistem. Kime, neye inanıyorsun fark etmez, inandığına inancın artıyor gördükçe. Çok kişinin hayatına dokunuyorsun farkına bile varmadan. İnsanlar gözlerinin içine bakıyor, ona iyi davranasın, bir kelime ile yardımcı olasın diye. Bu insanlar yorgun, bitkin, bitmişler, hayattan el çekmişler. Bu insanlar ilgiye, sevgiye muhtaç, merhamete aç. Bu insanlar senin annen, baban, kardeşin, evladın, eşin… Bu insanlar sensin, senin geleceğin. Sevgi, sevgi gerek bu meslekte. İnsanı sevmek gerek önce, sonra herkesi, her şeyi…










