-
Sırayla dinliyorum insanları. Hepsinin ayrı ayrı sıkıntıları var. Yengem abimi yerer, arkadaşım sevgilisini. Annem babamı, teyzem eniştemi… Hepsine derim ki hayat bundan ibaret değildir. Hayat iki cinsiyetin savaşı değildir aslında. Hem ne ki ? hepi topu iki cinsiyet yaratılmış, biz de almış başımızı diğer yarılarımıza kafa tutuyoruz. Yani hepi topu iki cinsiyetiz ve bizi de birbirimize düşman etmişler.
Ortalama 70 yıl ömür biçmişler ve saymak sadece 70 saniye alır. Aslında o kadar kısa hayat dediğimiz. Ne için ? kim için? Nasıl ve ne kadar isteyerek yaşıyoruz? Yada istediğimiz hayatı mı yaşıyoruz?
Şu sıralar bencillik duygusu anlam kazandı bende. Yani insanların, arkadaşlarının Güzin ablası olmaktansa kendim için yaşamanın, kendimi hatırlamanın dayanılmaz cazibesi gözlerimi kamaştırıyor. İstediğim bir şehirde, istediğim bir meslekte, istediğim insanlarla ve sadece istediğimce yaşamak. Fedakarlık yapmak zorunda olduğun hiç birsey yok hayatında ve sadece kalbinden, aklından geçenle dilediğince özgür yaşamak!
Belki biraz acımasızca,
Umursamazca belki biraz,
Ama özgürce,
Ama mutlu,
Ama en kötüsü ( belki de en iyisi) “yalnızca yaşamak”..
70 saniyede sayılacak kadar kısa bir zaman diliminden bahsediyoruz. Aslında insanlar için yaşamak, ev geçindirme derdi üzerine yıllarımızı vermek, başka birini teselli etmeye çalışmak, anne-baba olmak, bir adamın karısı olmak, bir babanın kızı olmak, bir insanın dostu olmak, bir sevdanın esas kızı olmak veya okul birincisi olmak için gece gündüz çalışıp gözlerini kaybetmeye değmeyecek kadar kısa bir zaman dilimi. Dünyaya gelmemizi sağlayan biyolojik nedenler var. Dünyaya geldikten sonra her şeyi kendi başımıza yapmıyor muyuz? Mesela kimse bizim yerimize ders çalışıp, beynimize aktaramıyorsa bildiklerini, neden bencil olmayalım ki? Bir sanatçı tarafından ortaya konulmuş bir sanat eseri olduğumuzu düşünelim. Bir başkası için estetik değerimiz yoksa çirkin mi oluyoruz yani? Planlamış, düşünülmüş, ortaya bir nesne olarak çıkarıldıysak ve biri gelip çarptığında kırılan bir vazoysak eğer neden düşmemeye çalışalım sonunda yok olacağımızı bile bile. Yani diyorum ki sonunda öleceksek, neden dilediğimizce yaşamıyoruz? Peki……. Hangimizin bütün bunları düşünmeye vakti var?
Bizim bütün bunları düşünmemize engel olan ne?
Kendimiz için yaşamaya hangi şartlar izin verir ?
Ve neden bu şartları yaratmak için bir olmuyoruz?
Sistem denen şey bize bunları dayatırken, sessiz kalışımız niye bu adaletsiz oyuna?
Yenilen taraf olmuşken biz, neden susuyoruz hala?
Susmayanları neden toplum dışına atıyoruz?
Ben konuşamadığımda yazacağım mesela. Bencil olana ( saydığım sebeplerden) , özgür olana, korkmayana, susmayana, ben tamamım , sen tamamsın, biz tamamız diyene kadar yazacağım. İnsanları dinlemeyi, insanlar için yaşamayı, toplum için iyi insan olmayı bırakana kadar yazacağım ! 21. Yy hastalığı da bencillik olsun.
Herkes kendini mutlu etse ne gerek var dosta, herkes kurtarsa kendini fakir veya zengin koca ne fark eder, herkes bilse hakkını hukukunu ne gerek var eylemlere. İnsanoğlu düşünsün arkadaş ! tek tanrımız zeus değil, tek düşmanın kadın-erkek değil, tek sorunun para, tek kaygın gelecek, tek sorumluluğun ailen değil.
Sen nerdesin?
Şuan kendin için ne yapıyorsun?
Ait olduğun yerde misin yoksa olmak zorunda olduğun yerde mi?
Peki, bıraksan her şeyi, başlasan yeniden.
Aşık olmadan, sevmeden bir dostu, dinlemeden kırgın bir yüreği, çatlamış bir eli öpmeden, sadece bencil..
Daha mutlu değil misin?
Değilsin… sen bunların hiç birini yapamazsın. Niye mi? Ali Lidar’ın da dediği gibi. TOPLUM BUNA HAZIR DEĞİL !










