Hemşire olucam…
Evet ben hemşire olucam. Yüreği pamuktan zarif, ruhu bedeninden ince, sevgisi sevgilisi gibi bir hemşire.
Bir babanın kulağına bebeğinin nefesini sunucam. O bebeğin yaşamına yoldaş olucam. Hani ölüm gelir ya yıkanırsın son defa işte ben ise ilk banyosunu yaptırıcam tertemiz başlasın diye bu yaşanması zor hayata. Uğraşıcam kendimden ödün vericem kimi zaman. Bazen ölüyle konuşucam, bazen ölümle. Azraille inatlaşıcam. Elimden geleni değil gelmeyenleride zorlucam. Ordan oraya koşturucam. Zamanla yarışıcam. Kimilerine dert ortağı, kimilerine ilaç, kimilerine şifa olucam. Yeri geldiğinde anne yeri geldiğinde evlat yeri geldiğinde hemşire ablaları olucam. Kuruduğunda ümitler, solduğunda güler yüzler bir bardak su gibi olucam. Umut sızdırıcam çaresiz bedenlerine. Uzun uzun beklicem geceleri başlarında. Annelerinin yapmaya çekindiği ihtiyaçlarını ben karşılicam gerinmeden. Sonunda belki ağlıcam belki gülücem belki öyle bakakalıcam. Ölümü izlicem saniye saniye. Birini uğurlarken bu hayasız hayattan birine hoşgeldin dicem, alışıcam. Korkmam ben, yaparım dicem alışkınım. Hayat bana öğreticek tecrübelerimden ilham alıcam. Parmakla değil yürekle göstericekler beni. Yalvarışlarım Allah’a olacak. Nolur bir şans daha diye bu aciz kullarına. Nolur bir şans daha. Savaşta yaralılar gelicek ırk ,din, mezhep, fikir benim için farketmicek. Çünkü gelen annesini babasını kaybetmiş öksüz yetimler olucak. Çocuğunu melek yapmış babalar anneler olucak. Yaparmıyım hiç? Yapmam bilirim ki merhamet benim mesleğimi meydana getirmiş en güzel şey. İşte sorarım insan canı bir pamuk ipliğine bağlıyken, bir insanı yitirmek bu kadar insanı üzebiliyorken, ne bu yaşam kavgası. Kurduğu hayaller içinde boğmak bir insanı ne kolay. İşte ben ilerde hemşire olucam tuttuğum o eli emanet etmeden bir başkasına bırakmıcam. En tuhafı da ne biliyomusun tanımadığın bilmediğin insanlara gözyaşı akıtabilmek. Bir hayat kurtarıcam bin kere kutlanıcam. Ben şükretmeyi öğrenicem işte ben bu yüzden hemşire olucam.










