hüzün çiçeği

sevdiğim şair ve hüznümün mimarı arkadaş zekai özger’in ”yoruldum değiştirmekten kanını yüreğimin ne zaman bitecek bu hüzün?” dediği yorgunluktayım uzun bir süredir. anladım ki hiç bitmeyecek bu hüzün. bilhassa geceleri seninle birlikte pek çok acıya şahit olmuş hırkanla balkonda sessizce otururken derinlerden çıkıp kendisini tüm kuvvetiyle hissettirecektir. yalnızlık biraz da böyledir ne kadar sevsen de bir sonbahar hüznü taşır daima içinde. bunca iyi his varken neden hüzün diye düşenenler olabilir. hüzün bana kalbim olduğunu hissettiren en derin ve ender duygulardan o yüzden gocunmuyorum. en güzel yaşlarında kendini şiirlere, manidar sözlerle ardında bambaşka hikayeler olan duygu yüklü eski şarkılara vermiş kızın biriyim. hüzün benim gömleğimin cebinde taşıdığım bir çiçek görevi görür ancak. severken de, özlerken de, eskiye ve yeniye giderken de yanımda daima var olan tek şeydir. buna rağmen neşemi, umudumu korur ve gülümserim hayatın yüzüne. bir çocuk gülüşündeki hüzne denk gelmiş gibi kalbim. sevgiyle ve saygıyla selam ederim.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.