rüya hariç her şeyimi geceye kaptırdım.
dikenli tellerinden aştığım ömrümü
çakıl taşlarında düşürdüm.
düştüm belki de yirmi altıncı kışımda
hayaliyle kurulması imkansız
lüzumsuz bir sızının tam ortasında
olmaması çok ihtimalli bir düş.
beni sende kim aradıysa
çok yangınlı bir film
senin yanlış numaralarına bile
en iyi çıkış yapan bin parçaydı kalbim.
olup bitenlere umutla bakışımı
kaç yanılsaması varsa dünyanın
ütopik mutlu aile tabloları
kulağımı ağrıtan anne baba fotoğrafları
kaç bucağı varsa hepsine kaçtım
çok hüzünlü bir yerde öylece durdum
çok hüzünlü bir yerde öylece.
çerçeveye uzaklıkla ölçülebilen acı
yakamızdan düşmeyen şu insan ağrısı
bir gülüşe ne sığarsa sığdırdım.
uzun bir yaslanış sergilerken duraklara
kalbimden onurlu bir duruş bekledim.
kalmanın eşsiz gafletine sığınmışlığımla
kirlenişimi kabul etmekse kabahat
büyütmekten kaçıyoruz diye
yarıştayız sanıyor hayat!










