İç Sesim Sus

Please log in or register to like posts.

Yudumladığım çay, gırtlağımda soğudu.
Bu ne demek biliyor musun?

Sen, ne biliyorsun?
Kuru ve çatlaktı dudaklarım, yinede dolaşmak ister misin kenarlarında?
Sanırım egzama başladı bende… Sen gittiğinde, küvet silmekten soyulan derimden anla.
Ve bilmelisin, yıprattı beni sensizlik,
Biraz pütürlü ve çirkin görünüyor ellerim.
Yine de tutmak ister misin parmak uçlarımdan?
Dün sabah hangi pijamam ile uyandım umrunda mı? Bilemiyorum! Zaten sen, pek ilgilenmezsin benimle.
Fakat turuncuları giydim,
Çünkü,
onu giydiğimde, daha çok sarılıyordun bana.
Şimdi sesin doluyor kulaklarıma. “şenliğim” diye seslenişin takılıyor halka küpelerime.
Hayır hayır! Takılmıyor, intihar ediyor hitabın karşısında…
Bu ölümle kalbim bile savaşamaz.
Biliyorsun pek tehlikeli bir kız da değilim.
Gözleri dolan bir çocuk görünce,
göz bebeklerim büyür ve kirpiklerimin dışına çıkar sanki.
Bazen de bilirsin, yağmura kızıyorum.
Yağma işte! Neden yağıyorsun? Ne yapacak dışarıda ki çocuklar?
Beni kalbinin dışında bırakırken,
Yağmur, üstüme üstüme yağıyorken,
Ben ayağım da kırmızı lastiklerim
Belimden düşen pijamam ile yine de sana koşuyordum.
Ben neden sana?
Her seferinde ve tekrar neden?
Neyse,
Kış geliyor, hangi kış kıracaktı bizim gönül hastalığımızı?
Kapatamazdı.
Hiç bir şey beni bu hastalıktan kurtaramazdı.
Yüzün yüzüme bakmıyorsa, kapı kenarlarında şenlik değil trajedi kalırdı.
Dolaşmak istemiyorsan kuru topraklarda
Tutmak istemiyorsan yangında yanmış parmak uçlarımdan, pijamamın rengi akınca sevmeyeceksen beni!
İç sesim ne olur sus!
Zeytin yemeye başlayınca sevecekse seni
Ve o hiç zeytin yemeyecekse
İç sesim ne olur susma ve boğ çığlıklarının arasında!
Tehlikeliyim şimdilerde,
seni öldürüyorum tam içimde..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir