Kendi içsel yolculuğu için, kendi ile baş başa kalabilmesi için gerekliydi bu yolculuk.bir başına gitmeliydi uzaklara. Öyle de yapmıştı. Planlamadı hiçbir şeyi ya da düşünmedi öyle uzun uzadıya. Bir doğum günün de kendine hediye olarak tek yönlü bir uçuş bileti aldı ve bir sonbahar günü ayrıldı bu şehirden.
Böyle başlamıştı yaklaşık iki yıl sürecek yolculuğu. Gidebildiği kadar çok ülkeye gidebildiği kadar çok şehre gitti. Kendiyle yalnız kaldı, mücadele etti, yeri geldi savaştı, yeri geldi oturdu ağladı. Ama hiç pes etmedi. Düşünmedi mi pes etmeyi? Düşünmedi mi bırakıp yolculuğu geri dönmeyi? Elbette düşündü. Pes edecek kadar ruhunun yorulduğu zamanlarda oldu. Ama hep öyle anlarda bir umut ışığı görüyordu ki bırakıp dönmedi. Güzel insanlarla tanıştı, bağları koparılamayacak dostluklar kurdu. Bazen deli gibi çalıştı bir kafede, otelde, kumsalda ya da tarlada; bazen de uyudu tüm gün ya da etrafı keşfe çıktı. Bazen bir fırtına kesti yolunu, bazen bir el uzandı yoluna devam edebilmesi için. Tüm zorlukları atlattı. İki yıl bitmişti. Artık dönme vaktiydi. Gidemediği o kadar çok yer varken dünya da, kurulmamış dostluklar varken, yaşanmamışlıklar varken, hepsini geride bırakıp dönmek zordu. Ama bu hepsini geride bırakmak değildi. Kendiyle uzunca bir süredir baş başa değil miydi? Yapamadığı onca şeye karşılık yaşadıkları yok muydu? Yaşadıkları beslememiş miydi ruhunu? Hem gezmeye ara verecekti, gezmekten emekli olmuyordu ki. Artık sevdikleriyle kavuşma vaktiydi. Bundan sonra sık sık yine seyahatler edecek bavulunda yaşadıklarını biriktirip dönecekti. Ama sık sık kısa kısa olacaktı bu git geller. Özlediği şehrine dönme vakti gelmişti.
Tüm bunları düşünürken almıştı yeniden tek yönlü uçuş biletini. Göçebe bir hayatı olduğundan çok eşyası yoktu. Eşyalarını bir bavula sığdırabilirdi ama yaşadıklarını asla. Yaşadıklarının bedenine ve ruhuna kattıklarını sığdıramazdı hiçbir yere. Mutluydu ama. Hem istediği yolculuğu yapmış olmaktan hem de yeniden eve dönüyor olmaktan mutluydu.
Uçağın tekerleri pist ile buluştuğunda evi saydığı şehrini yüksekten gördüğün de hissettiği heyecanı daha da artmıştı. Gitmekte güzeldi ama kavuşmak daha güzeldi.uçağın kapısından çıktı ve o çok özlediği şehrinin çok da temiz olmayan havasından derin bir nefes içine çekti… işte bu dünyalara bedeldi.









