Kendine Ait Bir Oda: Virginia Woolf

0

Kadın ve erkeğin eşit olduğuna inanıyor musunuz?

Kadınlar, yüzyıllar boyu edebi eserlerin adeta mihenk taşıyken gerçek hayatta da bu kadar değerli bir varlık mıydı?

Kadınlar, elinin hamuruyla erkek işine karışmamalı mı?

Bunlar benim de yer yer öfkelendiğim, “bunları hala mı tartışıyoruz?” diye hayıflandığım sorular. Virginia Woolf’un 1900’lerde eleştirdiği: kadın değerini azaltma, onu küçümseme çabaları, bugün tüm dünyada hala tartışma konusu oluyorsa, durup bir düşünmek gerekiyor.

 

1900’lerde kadınların kütüphaneye bir erkek nezareti olmadan giremediğini biliyor muydunuz? Hem de İngiltere’de… Ben bunu Kendine Ait Bir Oda’dan öğrendim.

 

Jane Austen’ların, Bronte kardeşlerin o ünlü eserlerini birileri tarafından görülüp toplum nezdinde küçük görülme korkusuyla gizli kapaklı yazdığını öğrendim. Daha neler neler öğrendim…

 

Kadın olmak her çağda çok zor, hem bir yazar adayı olarak hem de bir kadın olarak bu kitabı okuduğum için çok memnunum; kurmaca edebiyattaki kadın ile gerçek hayattaki kadın arasındaki fark daha çarpıcı bir şekilde anlatılamazdı herhalde! Sizi alıntılarla baş başa bırakıyorum. Sevgiler…
——————————————————————
Alıntı:
“Aslında, kadın sadece erkeklerin yazdığı kurmaca edebiyatta var olsaydı, son derece büyük bir öneme sahip olduğunu hayal ederdik onun; çok değişik; yürekli ve alçak; muhteşem ve menfur; müthiş güzel ve son derece çirkin; bir erkek kadar yüce; hatta bazılarına göre erkekten daha yüce.”
——————————————————————
“Böylece çok garip ve karışık bir yaratık çıkıyor ortaya. Hayal edildiğinde çok önemli; pratikte ise tamamıyla önemsiz.”

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.