Okuduğum yüzlerce kitaplarda yazılanlarda; kendimi, yaşanmışlıklarımı, yaşayamadıklarımı ve yaşayanları hissetmeye çalıştım her zaman. Aşkı oyun sanıp aldatanları, gecelik ilişkilerle yaşayanları, güzelliğin ne denli önemsendiğini fakat bunun ne denli de önemsiz olduğunu bilmem. İçinde kaybolduğumuz bu koca dünyada korkularımıza sığınıp hiçbir şeyi yaşayamayışlarımızı, bir şeylere sahip olabilmek için defalarca çaba harcamamızı, aldanmadan aldatmanın anlaşılamadığını, gözümüzün önünde duran gerçekleri çoğu zaman kör olmuşcasına göremeyişimizi, gerçeğe, umuda, aşka, sevgiye ulaşabilmek için defalarca düşmek gerektiğini ve tabi ki hayatımızda değer verdiğimiz insanlara fedakarlık yapıp bu fedakarlığın sonucu olan farkındalığa varışlarımızı. Bizim hissettiklerimizi yazanları, bizim yaşadıklarımızı kaleme almaları, bizim gibi insanların hâlâ olduğunun da farkına varmamızı tekrardan sağlayan tüm insanlığa, yaşayanlara ve yazanlara teşekkür ediyorum.
Kendimde bir şair ya da yazar olma gayesi gütmedim hiçbir zaman. Ben sadece iyi hissettirdiği için, dile dökemediklerimi kaleme döküyorum. Çoğumuz böyle değil mi zaten… Sükutlarımız hep bir gayret, çaba ve arayış içerisinde. Doğru zamanda, doğru kişiyle sükutlarınızın cevabına ulaşmanız temennisiyle. Selamet ve hürmetlerimle…










Ulan İstanbul dizisinden bir repliği hatırlattı denemeniz :
-Daha önce kaybetmiş olanlar , şerefli mağlubiyetlerini kutlarlar çoğu zaman. İki yalnız , aynı yalnızlıkta buluşur.
Umarım hayatımıza bizim yalnızlığımızda bir insan gelir ve aynı yalnızlıkta buluşuruz…
Teşekkür ederim yorumunuz için. Umarım…