‘Mutluluk’ Mutsuz

0

Kırık dökük evlerin çiçekli bahçelerinden bana doğru koşan sevimli bir çocuktu mutluluk; koşarken düşen ve şortunun altından tam diz hizasından yaralanan,beyaz tenli bir çocuk. Yaralanmanın yıldırmadığı, koşmanın yormadığı yüksek enerjiye sahip, tüm yaralara rağmen gülümseyen bir çocuk. Bana ulaşamayacağını bilse dahi, çukur gibi gamzeleriyle bana neşe vermek arzusu ile dolu bir çocuk. Ama yaklaşamazdı bana yöremde gerçekleşenlerden dolayı,yakın zamanda büyük bir yıkım var benim bahçemde. Yüklü miktarda hayal kırıklığı, fazlaca ümit, belki de anıların ardında yerini almış derin bir yorgunluk denebilecek duygulardan oluşan gökdelenin yıkımı,belki de kule;kim bilir…

Neyse ne, terimlere takılmakla zaman kaybetmezsek hoş olur.Demem o ki bu çocuk bana gelirse zarar görecek, hem annesi yok muymuş bunun ne işi var bu yaban şehirde? Bir adı var mıdır acaba, benim adına ‘Mutluluk’ dediğim bu güzel çocuğun? Adı olsa ne değişecek? Zarar diyorum zarar, zarar görecek… Bu çocuğu kendimden uzaklaştırmam lazım ama biliyorum ona ihtiyacım var. Her şeyi toplayıp bu yöreden ayrılmalı mıyım küçük mutluluğun bunlardan zarar görmemesi için? Peki ya o bana değil de buradaki enkaza geliyorsa o zaman ne yaparım? Aklım almıyor olanı biteni, ne çok yakınız ne çok uzak. Sadece bana ulaşmamalı ve ulaşamayacak bu çocuk.

Ona engel olacak kötü bir çocuk; mutsuzluk, ümitsizlik kokan, parktan eve çamurlu ayaklarla dönen bir çocuk. Her şeyi güzel çocuğun tam tersi olacak.Hiçbir şeyden zevk almayan bu somurtkan çocuk, buraya gelmek büyük bir marifetmişçesine bahçeme kendisi gelebilmek için diğer çocuğu kandıracak. Ah ‘Mutluluk’ şuan mutsuzsun ama emin ol düzelecek.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.