Nazan Bekiroğlu,Nar Ağacı,Timaş yayınları,İstanbul 2019
“Nar Ağacı” yazarın kendinden yola çıkarak adım adım bizi geçmişine götürdüğü keyifli bir serüven. Birkaç fotoğraf ve birden fazla mekanda köklerini arayış.Bu arayışa üçüncü bir kişi olarak iştirak oluş.Tebriz,Batum,Trabzon ve İstanbul gibi mekanlarda tarihi olaylarla adeta büyülü bir yolculuğa dönüşen bir süreç.Setterhan’ın tüm mücadelelerine şahit olurken onunla birlikte ihanetin ıstırabını ,öfkeyi, kendi toprağından, anılarından ve hatıralarından vazgeçebilmenin mücadelesine ortak oluyoruz.
Yazarın Trabzon’da geçmişine dair aradığı izlerde adım adım yol alıyoruz büyüklerinden kalan hatıralara. Üslup ,betimleme ve tasvirler o kadar içine alıyor ki bizi; kulaklarımızda Karadeniz’in hırçın dalgaları. Bu aks-i seda ile Zehra’yı,İsmail’i,Hacıbey’i,Büyük Hanım’ı adeta evimizden biri gibi hissedip benimseyiveriyoruz. Zehra’nın dik başlılığında, üretkenliğinde güçlü Anadolu kadınını; İsmail’in deli akan kanında vatanperverliği, cengâverliği adım adım gözlemliyoruz.
İşgal sonucunda Öz yurdundan tehcire zorlanmayı, yuvarlanan taşın yosun tutamama yalnızlığını, çaresizliğini, evsizliği; fırtınanın karakterlerde bıraktığı ıstırabı yüreğimizde hissediyoruz.
Tebriz’de Azam’ın dokuduğu kilimlerde sevginin nakşedilme serüvenini, sanatın dilini; unutulmaya yüz tutmuş kültürel mirasımızın farkına varıyoruz. Anadolu’nun eşsiz coğrafyasında çeşitli yaşam koşullarının ortaya çıkardığı yetenekleri hatırlerken, bu hatırlayışın dilde kalan bir hayıflanmadan çok bir eskiye özlem olduğunu fark ediyoruz.
Setterhan ‘ın Azam’a olan aşkının kavuşulamayan bir sona doğru evirilişini; aşkın intikamdan değil özgür bırakma, zarar vermeme ile beslenip ebedileşeceğini tecrübe ediyoruz.
Keyifli Serüven hep bir yoksunluk,ızdırap içinde sürüp giderken Setterhan-Zehra karşılaşmasında bir dinginliğe ve huzura evriliyor.Yazarın ifade gücünü,birikimini,hissettiği bütün duyguyu sonuna kadar teneffüs ettiğimiz “Nar Ağacı”; Aşkın kendinden vazgeçişe, birlikte yok oluşa dönüşebileceğini idrak ettiriyor. Tecrübe ve aklın süzgecinden geçen bir sevgiyle kabuk bağlayan bir yara…Dikenli ve zor yolların sükûnete erdiği bir liman…Nihayetsiz bir güven duygusu ve köklerini bulmanın iç huzuru oluyor.









