Yine bir cumartesi ve ben yine ne yazacağımı düşünüyorum. Ama bu sefer farklı… Konu öyle çok ki, bu hafta hangisini seçeceğime karar
veremiyorum… Ama en önemlisi ve haftanın bombası sanırım, Erol’un şekeri. Artık şekerli bir kocam var yani. Eh haliyle, bu, hayatımızda büyük değişikliklere de sebep oldu. Aslında yaşadığımız ilk şoktan sonra görmeye başladım ki, biz bir krizi fırsata çevirebildik neyse ki: Sağlıklı yaşama fırsatına..
Uzatmadan anlatmak gerekirse eğer, pazar günü akşamı geçirdiğim bir rahatsızlık sebebi ile (baygınlık hissi vb.) kalp krizi olabilir endişesi duyarak doktora gittik. Gelmişken ben de tahlil yaptırayım, diyen Erol’un tokluk şekeri 467 çıktı. Benimki ise 90.. – Sevenlerimiz apar topar doktor araştırmasına girdiler ve Murat Balanlı’da karar verildi. Holistik tıp yöntemini benimseyen doktorumuz 30 yıllık iç hastalıkları uzmanı ve 15 yıl önce gelseydiniz sadece modern tıp verileri ile yaklaşır, sizi ilaca boğardım diyecek kadar da açık sözlü. Sonuç olarak, insanı ruh, zihin ve beden olarak bütünüyle görmeye çalışan doktorumuzdan stres seviyemizi (benimki en üstün bir altı çıktı), aura rengimizi muhtemel travmalarımızı scio denen, titreşim taraması yapan mucize bir araçla öğrendik. Ayrıca ozon tedavisine başladık. Çıkarken elimize verdiği diyet listesi de alışılanlardan çok farklıydı. Ayrı bir yazının konusu olacak diyetin en belirgin özelliği sadece iki öğün olması..
-Evet, üst üste aldığımız haberlerle kriz dolu bir haftayı bitirdik.
Özetle, bizim bu haftaki gündemimiz ‘şeker hastalığı’ idi.









