Pisaklı Olmanın Gerekçesi

0
Hayat başka düşten başka kelimeler önüne çıkarır. Halimizin dağınıklığını pasaklıyla ifade etmeyi yetersiz bulduğumda, Pisaklı kelimesi öteden zihnimde kendisine yer buldu. Oysa ki ifademin arzından çok uzaklarda kaldı bu.
Gelmişken bir kez onu geri çevirmek yenisine de kapıları kapatmak olurdu. Pisaklı çekingenliğin, ben onu yabaniliğe tahvil etmekten yana durdum ki biraz da beni anlatır.
Köyünden, mahallesinden, semtinden, şehrinden uzak her insan ötesine ve ötekisine pisaklı kalır. Mahalinden koparılmış her ot gibi yeni toprağında alışmaya ürker insan. Bu yüzden öte ve öteki hep yabancıdır.
Bilindik bir toprağın dengesine alışkındır insan, kuruluğuna, nemine, sert rüzgarına, çağlayan sularına, kışlarında tipisine, nefes aldırmayan iklimine, işte insan alışkın olduğu bu iklimin insanına alışkın.
İnsan bilmediğine karşı pisaklıdır. Güvensizlik de burdan beslenir. Bilmeye iten merak da bu sebepten, kendini güvene almak. İnsan ancak bildiğine karşı tedbirli olunurun hikayesi böyle başlar.
Toplum da birey gibi öteki topluma pisaklı, ona uzaklığı, kendini koruma güdüsü öteye ötekisine yabaniliğindendir. Pisaklılık öteye ötekine olan yabancılık duygusunu hep diri tutar.
İnsan geçmişi duyguyla çizilmiş, kendini güvene almak duygusu, öte  ve ötekisinden ürkeklik duygusunu, ötedeki varlık, umudu, açlık, hastalık korkuyu ve endişeyi doğurmuş.
İnsan bu işte duyguların eseri
Gem gibi herbiri boynunda
Atılmış kemendi,
Ölüm kapısında duruncaya dek.
Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.