Renkli noktacıklar

2

Durup boşluğu seyrediyorum… Depremler oluyor, hastalıklar, virüsler yayılıyor… Bilim kurgu gibi günler yaşanıyor. Hala kalp kırıyoruz, hala nefret doluyuz, hala ön yargılarımız kalbimize hükmediyor… Neden? Bir insanın, bir hayvanın canını bizimkinden değersiz kılan nedir? Bu kibrin ve bencilliğin verdiği karanlıktan hiç rahatsız olmuyor mu ruhunuz? Tertemiz bir sayfada, renkli noktacıklarız hepimiz. Rengimiz, dilimiz, dinimiz farklı. Bunların diğer renklere ne gibi bir olumsuzluğu olabilir, senden farkı yalnızca başka anadan doğmak mı, diyeceğim, Kabil-Habil olayı bu soruyu de gereksiz gösteriyor.

Her birimiz biriciğiz. Ne yüzümüz birebir aynı, ne parmak izimiz. Bu kadar çok ‘öteki’ varken, her birini yok etmeye kalkmayacağız herhalde?.. İnsanlık Atay’ın dediği gibi öldü mü, can mı çekişiyor; bilemiyorum. Buna inanmak istemiyorum. Deprem karşısında nasıl birlik olduğumuzu, ‘çoğunluğun’ nasıl yardım için seferber olduğunu görebiliyoruz. Buna rağmen, bu haldeyken bile, Türkiye yaralarını sarmaya çalışırken bile farklı farklı birçok yorum geldi. Özgürlük ya da her istediğini söyleyebilme şansı bu değildir, hanımlar beyler. Şahsen üzerime düşen bir kişiye bile olsa farkındalık kazandırmak… Dünyanın tamamının değiştiremem ama kendime ve bir kişiye bile dokunabilsem, belki dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için bir düğmeye basmış olurum. Haydi hep birlikte o düğmeye basalım. Bizim için, çocuklarımız için… Daha güvenli ve sevgi dolu bir dünya hepimize gerekli.

Benim bu yolda ise en işime yarayan şey, kalemim ya da modern anlamıyla klavyem. Herkes kendi fırsatlarıyla bir işin ucundan tutabilirse, o sayfa tertemiz, biz de hep farklı farklı renklerle kalabilir ve hayatı daha renkli, eğlenceli kılabiliriz.

  • Ben de yarattığınız farkındalık ve düşüncelerime tercüman oluşunuz için teşekkür ederim. Kaleminize sağlık.

    Yanıtla
    • Amacıma ulaştıysam ne mutlu bana… Esas dikkate aldığınız için ben teşekkür ederim.

      Yanıtla
Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.