Sevgili Dost

1

Sevgili Dost,

“Kitabın görüntüsü yürekten üzüntüyü kovar.” demişler.

Sana yazmak da öyle.

Bir suya yazar gibi, kuşlara anlatır gibi, çiçeklere su döker gibi, yüzümü avuçlarımın arasına alıp uzaklara dalar gibi.

Cümlelerim sana bahar dallarında öten bir kuşu anımsatsın isterdim, lakin öyle değil, hüznümü kovmak için yazıyorum bu kez. 

Kalbimin medcezirleri ile boğuşuyor aklım.

Kapalı bir mikrofona konuşuyor gibi hissediyorum bazen, cancağızım.

Sesim uğultular arasında kaybolup gidiyor.

Sanki sağırlar çarşısında gazel atıyorum da, sözüm boşlukları dövüyor.

Kırk kere kilitlenmiş, kırkına da kırk düğüm eklenmiş bir kapıyı zorluyorum gibi, yumruklarım kayaya çarpıyor.

Körler çarşısında ayna satıyorum da sanki, günün sonunda sadece gördüğüm aynadaki cılız varlığım oluyor.

Dili damağı kurumuş birine buzlu su vermeye çabalıyorum da, elinin tersiyle suyu suratıma çarpıyormuş gibi, hebâ olan suya mı, acıyan canıma mı üzüleyim bilemiyor ve kalakalıyorum.

Böyle anlarda, sığındığım içimin mağarasında “ben bu dünyada acep ne arıyorum.” diyor bir ses.

Ne arıyorum.

Ne buluyorum.

Ellerim mi cılız yoksa çaldığım kapımı zalim, bilmiyorum.

“Birilerinin bizi duymuyor olması sesimizin kısık çıkmasından değildir Dağlım.

Sağırlık sanıldığından çok fazla yaygın bir hastalık, sanıldığından daha fazla yaygın bir davranış biçimidir.” diyor İbrahim ağabey.

Ama o kulakların, başka seslere kulak kesilmesi canımı acıtıyor.

“Hayatı olduğu gibi kabullenirsen üzülmezsin, ummazsan küsmezsin.” dediğini duyar gibiyim.

Lakin bazı hakikatleri biliyor olmak kırılmamaya yetmiyor, belki de hakikati kalbimizle değil de aklımızla kabul ettiğimiz içindir bu.

Münzevi olmak ne güzel ama bu dünyada nasıl…

Hem bir de marifet kalabalık içinde kalbinin sesini duyabilmek değil mi?

Yarım kalan hikayeme bir dua yazmış idim evvelce, sen de heybene kat, gönlüne merhem niyetine sür diye yazıyorum buraya;

“Sen, sesini kendinden başka kimselere duyuramayanların da Rabbisin.

Hamd sana ki, karıncanın ayak sesini bile duyansın.

Karıncanın ayak sesleri kadar ince ve kırılgan kalplerimiz.

Umudunu yalnız sana bağlayan, yalnız seninle teselli bulan, hüznü yalnız sana olanlardan eyle bizi”

Vesselâm.

  • Sevgili Dost,
    Yüreğinize ve kaleminize sağlık. Bu yazınız beni çok etkiledi, benliğimden parçalara denk geldim sanki.. Aynı hayatta ama farklı hayatlarda yaşarken böyle tanıdık hisleri birileriyle paylaştığını ve kağıda bu kadar güzel aktarıldığını görmek çok hoştu. Gerçekten uzaktan bir sevgili dost gibi hissettirdi. Umarım yazmaya hep devam edersiniz ve okuyabilirim.. Hayırlar dilerim….

    Yanıtla
Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.