SİNEKLERİN TANRISI

0

Uygarlığın çıkış noktası ve öğretisidir, içimizdeki iyiyi besleyip, kötüden uzak kalabilmek. Eski bir Kızılderili hikayesidir. Beyaz köpek mi yoksa siyah köpek mi kazanacak? Cevap basittir; ben hangisini beslersem!

Üçüncü dünya savaşı esnasında yaşları altı ile on iki arasında değişen çocukları taşıyan uçak saldırıya uğrar ve çocuklar, ‘ Mercan Adası’ kadar güzel bir adaya düşerler.

‘Mercan Adası’ yazar Golding’in, Ballantyne’nin yazdığı aynı isimli kitabına yaptığı bir göndermedir. Zira Ballantyne’nin tahayyül ettiği Mercan Adasına düşen üç genç Britanya’nın küçük bir örneğini başarıyla inşa ederler. Ancak ‘Sineklerin Tanrısı’ nda adaya düşen çocuklar uygarlıktan gittikçe uzaklaşırlar.

Kitabın sonunda yer alan ve  Mina Urgan’a ait olan  son söz, tüm kitabın özeti. Onun da ifade ettiği gibi ‘Sineklerin Tanrısı’ bir roman değil, bir alegoridir, yani simgesel anlamlar barındıran bir öyküdür.

Ralph, Jack, Domuzcuk, Simon ve Roger başlı başlına önemli simgeleri karşılarlar.

‘ Sineklerin Tanrısı’ basit bir okumadan daha fazlasını hak eden, zaman zaman durup düşünmeyi gerektiren ve simgesel anlamları açmayı hedefleyen bir modern klasik.

Yazıldığı tarihte, günümüzde ve gelecekte kendine kolayca yer buldu, buluyor ve bulacak Sineklerin Tanrısı. Çünkü en temel durumdan dem vurmaktadır. ‘ İçimizdeki iyiyi mi besleyeceğiz, yoksa zihinlerimizdeki ya da ruhumuzdaki canavarı mı?’

Simgeler bazen beni yorsa da genel olarak keyifli bir okumaydı. Arada başa dönüp dönüp okuduğumu dürüstçe itiraf etmeliyim. Ancak tek bir sayfasını bile anlamadan geçmek istemedim. Zira eserin hakkı bunu gerektiriyordu.

Simgelerle okumayı seviyorsanız ve üstte belirttiğim sorulara bir cevap arıyorsanız en kısa zamanda okumanızı tavsiye ederim.

Herkese keyifli ve bol okumalı günler dilerim.

Esen kalın.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.