Tefekkür

Please log in or register to like posts.

O hanginizin daha güzel amel (iyi işler) yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O mutlak güç sahibi çok bağışlayandır.(Mülk/2)

Allah’a göre iyi işlerden kasıt nedir ?

Ne yaparsak iyi iş yapmış oluruz?

Diplomalarımız,bildiğimiz diller, gezip gördüğümüz yerler, Aldığımız maaş , okuduğumuz kitaplar, yaptığımız iyi işler ?

Nedir bu iyi işler?

Bu hayattaki her şeyin bir sebebi ve bir hikmeti muhakkak ki var. Ahiret ile dünya arasındaki ilişkiyi anlamak, bunlar arasındaki farkı idrak etmek, O’na göre en güzel olanı yapmaya gayret etmek ve çaba göstermek, bu aşk ile şevk ile çalışmak. İşte insanı insan yapanda bu iman ve hikmettir.

Yaratılış amacını düşün anne olmak, baba olmak, para kazanmak, yeni yerler keşfetmek, yeni dostlar edinmek, çok okumak, çok yazmak bunlar değildi elbette. 

Yaratılış şeklimi düşündüm, ellerim, gözlerim, kulaklarım, ayaklarım, burnum, dilim, ağzım hepsinin bir görevi bir hikmeti var.

Bir el mesela onu nasıl kısıtlayabilirdim ki yemek yaparak, temizlik yaparak ,telefon tutarak, veya yazı yazarak, elbetteki dua için ellerimi açıp avuçlarımı buluşturunca anlıyordum mümin olmadın değerini. 

Gözlerim ah gözlerim! Bütün sorumluluk onun omuzlarında değilde ne! 

Gördüğüm, görmek istediğim her şey ibadet. Kim için ağlıyordu acep geceleri. Kimin yansıması vardı gözbebeklerimde. 

Bir anne evladını döverken kapamış mıydım gözlerimi bu zulme! 

Yada güzele bakıp hor mu görmüştüm?

O kadar duaya muhtaç bir halimiz varki tarifi zor, tarifi imkansız.

Neye baksam onu görüyordum, ağlayan bir bebeğin gözyaşında, ihtiyar bir ninenin kırış kırış ellerinde, birbirilerine sevgi ile bakan çiftin gözlerinde, yeşeren yaprakta ve gökyüzünde kanat çırpan kuşta..

Bu dünya ya bir amaç uğruna gelmiştim, baksana sabah namazına kuş cıvıltıları eşliğinde uyandırılıyordum nasıl duymazdan gelirdim ! 

Benim içindi güneşin doğması, ayın batması, nasıl olurda amacından sapardı bütün bunlar. Zaten her şey imkanıma sunulmuştu, son derece güzel ağırlanıyordum nasıl olurda kıymet bilmez, şükür etmezdim. 

Tek bir mantıklı sebebi olmalıydı, 

nefsim ah nefsim !

Gözlerim görüyor lakin nefsimin gözü kör…

Nasıl beş vakit buluşmalarını kaçırabilirdim, imkan yoktu bana yolladığı mektupları okumamaya , neden zikretmesin dilim sevdiğimi geceli gündüzlü, bir şarkı bile beynimde defalarca dönüyorken. 

 

Ya Hak !

Bir nedeni olmalıydı Ona geç kalışlarımın yada hiç varmayışlarımın.

Hani derler ya Damla’ya Damla’ya göl olurmuş diye evet zordur iyi bir mümin olmak ancak bi o kadar da kolay. Mesela şükür ederek başlasak müminliğimize, her gün bir şükür, her gün bir şükür, birgün elbet bin şükür olur.

Bize sunulan bunca nimetin hakkını kaç bin şükür öder oda tartışılır tabi. Şükür etsek sabaha açılan gözümüze, bir göz gülme ihtiyacını ağlama ihtiyacını beynimizi dinlendirme ihtiyacını sadece bir çift göz karşılıyor ve sadece şükür etmen yeterli diyor Rabbim.

Hep bi çıkar uğrunaydı sevdiklerimiz.

Evet mutlusun evliliğinde ama oda çıkar üstüne, ailenle mutlusun oda çıkar üstüne, evladınla mutlusun oda aynı şekilde. Çıkarsız sevse herkes birbirini mümkün müdür diye düşündüm ama bu imkansız gibi bir şey çünkü bizim birçok kimsemiz var ama bizler Allah’ın birtanesiyiz. 

Parmak izimiz, kan gurubumuz , göz bebeğimiz, ses tonumuz ve en önemlisi de kaderimiz…

Hepsi ahenk içinde sadece bize özel, bizim için.

Coğrafya bilimini, biyoloji bilimini, kimya bilimi, uzay bilimi ve bunların içinde kendini düşün. 

Hiç olmazsa yıldızları düşün, neden kare değil, yuvarlak veya dikdörtgen değil de yıldız şeklinde üstelik ışıl ışıl elbette siyah olsa gökkubbemizi süsleyemezdi. 

Hepimiz birer meşaleyiz , yandığımız sürece ışık saçarız etrafa. İşlediğimiz sürece… hareket ettiğimiz sürece aydınlık oluruz. Ve her meşalenin yansıttığı ışık hemen hemen farklıdır.Bizler birer Aişeyiz. Fatmayız. Haticeyiz, Ali’ yiz Ömer’ iz, Osman’ız.

Bizler bugün aldığımız kararlarla attığımız adımlarla biziz. 

Ne yapıyorum ? 

Benim uğraş alanım ne ? 

Ne ile meşgul oluyorum ? 

Beni mutlu eden ve üzen sebebler nedir?

Başımı yastığa koyduğumda vicdanım rahat uyuyor muyum yoksa içimi kemiren bir şeyler var mı. Ben bir meşalemiyim yoksa meşaleye muhtaç bir varlık mı ?

Şimdi ben bu imkanlarla nasıl bulmam yolumu…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir