‘ Nereye gitsem bana, kendinizden bahseder misiniz?, diyorlar. ‘ Ben’ kelimesinden nefret ederim. Boş kamışım. Allah üfler ben söylerim.’
Sizce bu sözler kime ait?
Haydi düşünün biraz. Bu sözleri sarf eden kişi ne işle meşgul olabilir? Hayatını ne ile geçirmiş olabilir?
Sanatçı mıdır? Yazar? Oyuncu?
Din insanı mı?
Yoksa bir bilim adamı mı?
Bu sözler 1963 yılında elli yıldır çözülemeyen bir matematik kuramını bilim dünyasına henüz yirmi sekiz yaşındayken kazandırmış ve dünyanın en genç profesörü unvanını almış Türk Einstein’i Oktay Sinanoğlu’na ait.
Az önce oturdum bulabildiğim tüm kaynaklardan hayatını taradım Büyük Bilim İnsanının.
Yetmiş altı yıllık ömre sığdırdığı başarıları ABD, Japonya gibi lider ülkeler tarafından defalarca ödüllendirilmiş, kendi ülkesinin de taktirine mazhar olmuş bir bilim ve tefekkür insanı…
Başarı kelimesi yaptıklarını anlatmakta yetersiz kalıyor ya benim kelime haznemde daha büyük bir kelime yok onu anlatmak için.
Hem dünya insanı hem de memleketinin… Dünya vatandaşlığını ve kültürünün milliyetçiliği aynı potada eritebilmiş ve sunabilmiş tek adam…
Dünyaya faydalı, kendi kültürüne, diline aşık tam bir tefekkür insanı…
Şu anda bunları yazarken endişe içindeyim. Çünkü buraya ne yazarsam yazayım onu asla tam olarak anlatamayacağım.
Onun kadar büyük işler başarmış ve dünyaya hizmet etmiş, aynı zamanda kendi kültürünü ihmal etmeyi bir yana bırakın sevgiyle yaymış ve aynı zamanda ‘ Ben’ kelimesinden nefret edecek kadar da enaniyetini yenebilmiş başka biri var mı acaba ‘Dünya’ denilen macera adasında?
İşte onun için sanırım Oktay Sinanoğlu tek adam.
Rahmet ve saygıyla…









