Müzik dinleyenler bilir, stereo düzenekli sistemlerde çok sesli müzik dinlemenin hazzı anlatılmaz yaşanır. Ancak kulaklıklarımızın tek bir tarafı -nedense genelde hep sol taraftaki- bozulabilir. Ve işte kabus başlar; armonileri ve bazı sesleri duyamaz oluruz .. Müzik dinlemek zehir olur, tat alamayız.. Bir süre sonra bu durum canımıza tak eder ve yeni kulaklık alırız. Zevkli günler böyle başlar.
Günümüz insanının –homo sapiens sapiens- en büyük sorunu burada başlar. Daha tek kulaklıkla müzik dinlemeye dayanamayan insan, ömrünün büyük bir kısmını -ve belki de tamamını- hayat musikisini tek bir kulaklıkla dinlemeye adar. Ne demek istedim ? Şöyle ki hayatımızın odağını tek bir kulaklığa öyle bir çevirmişiz ki asıl armoniyi yaratan kısımları göremiyoruz. Diğer kulaklıktan gelen sesleri duyamıyoruz, dinlemiyoruz.
Hayattan küçük enstantanelerle örneklerimize geçelim. Örneğin İstanbul. Kalabalık şehir azizim.. Metrolar, metrobüs, tramvay, 500T falan. Yüzlerce insan… Diğer kulaklığı taktınız mı peki ? O kulaklıktan duyulan armoniye bakın, belki de İstanbul’u İstanbul yapan bu kaostur ? Hangimiz yıllardır yaşadığımız bu şehirden kaçıp sakin kırsala gitmedik, dönünce de Taksim Meydanı’nda kaosu içimize çekip hayat bulmadık ki ?
İstanbul’u geçelim şimdi de, mutluluk önemli nimet arkadaş. Duy(a)madığımız küçük armonilere kulak versek mutlu olabileceğimizi göremiyoruz maalesef. Diğer kulaklığı da takmak gerek doğrusu. Bozuksa da değiştirelim, tamir edelim. Hayattaki küçük enstantanelerden, kısık sesli melodilerden haz alalım, armoniye ortak olalım. Hayatımızı devam ettirmemizi sağlayan majörlerin yanına, uğruna hayatta kaldığımız minörleri de ekleyelim. Kısacası azizim, hayatın müziğini çift kulaklıkla dinlemek lazım.. Diğer türlü yaşamak mı olur ?
Yeni yılda hepinizin ikinci kulaklığı da takmanız dileğiyle, iyi yıllar !









