Eski Osmanlı zamanında da insanların cinsel istekleri vardı. Düzenli olarak cinsel birliktelik yaşamayan erkek bireyler daha çok mastürbasyon yaparlardı. Bu durumu sohbetlerinde el çekmek olarak tabir ederlerdi. El çekmek deyimi o kadar popüler olmuştu ki hemen her yerde karşılaşmak mümkündü bu tabirle. O kadar yaygındı ki, benim pazara meyve sebze almaya giden bacımın kulağına gider olmuştu. Bunu kabul edemeyen sivil toplum kuruluşları eylemlere başladılar. Çok geniş kitlelere yayılan el çekmek tabiri karşıtları bu tabiri kullananlara bir çözüm üretmelerini istediler. Nitekim demokrasinin beşiği olan bu topraklarda el çekmek tabirini kullanan bu insanlarımız durumu anlayışla karşılamış ve bir çözüm üretmesi için hemen ünlü matematik üstadı Tekel-i bin Yunus hazretlerine gitmişlerdir. Tekel-i bin Yunus çok önemli bir matematik ve din âlimiydi. Sarayla yakın ilişkileri vardı. Hz.Tekeli sorunu çözmek üzere 12 iş günü gerektiğini söyledi. Hz.Tekeli kati suretle hafta sonları çalışmazdı. 12 iş günü sonunda Hz.Tekeli bir bildiri yayınladı. Bu bildiri de artık el çekmek deyimi yerine herkesin 31 çekmek deyimini kullanmalarını söylüyordu. 31 çekmek deyiminin nereden geldiğini detaylı olarak “Fiveroads Journal” de Tuna el Kazim ile beraber ele almışlardır. Bu kaynakta 31 in , el kelimesinin ebced hesabına göre elif(1) ve lam(30) ın sayı değerlerinin toplamı olduğu anlatılmıştır . Günümüze kadar yaygın biçimde kullanılan bu tabirin hikayesi bu şekildedir.










