Ne için severiz biz? Bir insanı tanırken gelecek ile ilgili neler düşünürüz? Karşımızdakinin nasıl bir insan olduğunu, karakterini onu ilk tanırken mi öğreniriz yoksa ayrılırken mi? Gerçekten ne için severiz biz, bir gün unutmak zorunda kalmak için mi?
Hiç hayal kırıklığına uğramadan ilk sevdiği insanla hayatı boyunca mutlu olabilen insan var mıdır şu dünyada bilemem; ama ben bu konuda şansı hiç iyi olmayanlardanım. Kaç kez kırıldı umutlarım, ne hayallerle gittiğim yolları kaç kez hayal kırıklığıyla döndüm sayamıyorum bile. Konu sadece aşk değil. Konu hayatımıza giren çoğu insanın içimizdeki hayalleri birer birer kendileriyle birlikte götürmeleri. Konu, artık insanlara güvenmemek gerektiği düşüncesi. Konu, artık birine tam anlamıyla içini açamamak, sevmek isteyip sonunu düşündüğünde sevememek, ona doğru koşmak isteyip koşamamak, unutmak isteyip unutamamak, en zoruda güvenmek isteyip güvenememek. Neden bu kadar vicdansızlaştı ilişkiler anlayamıyorum. Aslında anlamakta istemiyorum çünkü bu durumun mantıklı bi açıklaması olabileceğini düşünmüyorum. Gerçekten merak ediyorum biz ne için seviyoruz birini? Ya da gerçekten seviyor muyuz yoksa sevmiş gibi yapıp yalnızlığımıza eş mi arıyoruz? Gerçekten “ömrümü onunla geçirmek istiyorum” diyerek mi hayatımıza birini alıyoruz yoksa “olursa olur olmazsa yolu açık olsun” diye mi düşünüyoruz? Hatta en önemlisi ayrılırken içten gelerek “yolu açık olsun” diyebiliyor muyuz? “Yaralarımızı birlikte sararız” diye mi düşünüyoruz yoksa yaralarına bir yenisini de biz mi ekliyoruz? Sahi gerçekten neden bu kadar vicdansız olduk? Karşılık beklemeden sevmeyi geçtim artık peki neden beklediğimiz karşılığı aldıktan sonra çekip giderken bu kadar nefret doluyuz? Acıyı çeken neden hep seven taraf oluyor, bize hep kötü taraf kaybeder diye öğretilmedi mi küçüklüğümüzden beri? Sevmekle mi hata yapıyoruz yoksa kötü biri olmayışımız mı başlı başına hata? Gerçekten bizler neden seviyoruz, bir gün ağlaya ağlaya unutmak zorunda kalmak için mi?










Cok guzel ifade etmissiniz duygilari.