Bir nazlı yar gibi geldi..
Misafirliği bitmek üzre..
Bizler ona meftun,ona layık olabilmenin derdindeyken geçip gidiyor aramızdan..
Bir güzel gönülden duymuştum ki çok güzel bir cümle idi..
‘Sen Ramazanı hevesle beklersin ama sen Ramazan’ın hevesle beklediği kullardan mısın?’
Bir akıl kaybedilesi soru..
Cevabı bende yok..Umarım sizde vardır..
Başı rahmet ortası mağfiret sonu cehennemden kurtuluş olan Ramazan-ı Şerif  salına salına geçip gidiyor..
Teheccüt teheccüt soluduğumuz, sahur sahur andığımız oruç oruç doyduğumuz saadet vakitleri tükeniyor..
Sanki diğer 11 mübarek ay sırf Ramazan-ı Şerif ayı gelsin diye birbirlerinin sırasını savıyor ve bizleri Ramazan-ı Şerif’e ulaştırmanın gayretine düşüyorlar..
Ve o da tüm arz-ı endam ile gelir ve bir Sultan edasıyla oturur gönlümüzün baş köşesine..
Ruhumuzu dinlendirir,kendimize getirir bizi. Gönlümüze dolar dua dua.. Tüm o 11 ayın telaşesini siler süpürür bizden..
Bizi insan yapmaya gelir sanki..
Ama gittiğinde de bizi öksüz bırakır..
Vakt-i Sükut’a sürükler bizi..
Bir daha nasip olur mu Ramazan-ı Şerif ayı bilemem..
Ya da o geldiğinde biz burada olur muyuz bilemem..
Nasip..
Ramazan-ı Şerif’in bizi özlediği kullardan olabilmek lazım..
Bunun için de sanıyorum ölmeden önce ölmek lazım..

Dua ve muhabbetle..

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.