Ya Hût

Bulamadığım kelimeler hükmediyor şimdi kalemime. Öyle ki yazmaya hasret bırakacağım yüreğimi. Ne zaman ki aydınlanır gün yüzüm, o zaman selam edeceğim sayfaların en ezgilisine. İçimde birini bulmak yoktu. Gayem yalnızca sevmek, bilinmemekti. Şimdi tüm heves ve isteklerim, ruhumun en ücra köşesinde sükunetle ağlıyor. Her canın cananına dediği gibi “Ey can hüması , gitme diyemedim”. Sahibini bekleyen bir uğultu gibi kapı baca gezer olmuştu sözcüklerim, ben onları yok etmeyi çok iyi bildim. Anılarım cansız aydınlık fakat köhne. Silik birer mazi yüreğime ip gibi işlemiş. Aylarca bilek bağladığım onca umudun hiçliğinde, kursağımı gül dikenleri bilemiş.
Sen şimdi çok uzaksın.
Süslü kelimeler biçemiyorum bazen. Çoğu zaman kendimi aşağılar vaziyette oluyorum. Hakkın mıydı?
Yanlış.
Hakkımdı!
Geceleri kim dinledi bilmediğim sessizliğini.
Kim yürekten dualarla selam yolladı sana?
Kim sevecek şimdi benim kadar yürekli.
Varsın ki güz görmesin bedenim. Onca hiçliğin yatağında büyümeye alışmış cılız benliğim. Sonunda istek olmayan bir arzunun yalancı kahramanı oldum. En hoş musikiler hapsoldu kaderime.
Giderim. Gitmesini çok iyi bilirim. Biz bu sevdaya sonunu bilerek tutulduk. Yaşarken ölümü bilmek gibi kimi zaman korkarak kimi zaman unutarak. Bir de ölmeyeyim arzusunu bırakmayarak. Fakat gün gelir ve çarpar yüzüne. Onca güç. Sen kimsin? İbadetler hür. Hazırım tam da senden gitmeye. Yepyeni bir yol deyince parlayan gözlerim yok benim. Ama küçük adımlarım daha ne kadar sayabilir iyi bilirim.
Hoş bir yaşam ve arda kalan tüm güzellikleri bırakıyorum sana. Kalemimi bir kez daha isminin ruhuna akıtırsam and olsun..!
Ruhumun çetin gecesi, yahut silsilesi.
Karmakarışık parmaklardan, tutuk bir yürekten akanlar yalnızca bu kadar. Göğüm göğsün olmadı ya…
Selametle.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.