Boş, yalnız her insanda ötekine kulak kesilmek, etrafı gözlemlemek en doğal hobi halini alır.
Bir kulağımız hep ötekindedir, ötekinden haberler nasıl acaba, neler konuşulur. Dünyalarında sakladıkları şeyler nelerdir. Merak insanı öteye taşıyan bir duygudur da. Merakı olmasaydı, belki de insan mağarasından öteye pek uzamazdı.
İşte öyle bir gün oturduğum koltukta istemesem de, kulağımın biri gözümün uçları bir çifte odaklanmıştı. Oğlan genç, tahminen yirmi beşi bulmamış, kadın ise kırkın üzerinde.
Bu hikaye nasıl başlamış, doğrusu pek bir tahminim yok. Oğlanın acemi hareketleri kadını da heyecanlandırmıyor değildi. Yine de kadın ipleri elinde tutmanın gayreti içindeydi. Erkek kısmı yükselen libidosu karşısında çaresizdir. Oğlanda bu çaresizlik, her hareketiyle yansıyordu. Yaptığı olgunca davranışlar bile bir acemiliğe evriliyor. Bu kadın için bir sorun görünmüyordu.
Kadında hissettiğim bu ilişkinin yürüyebileceği, oğlanda ise bu, libidosunun düşüşüne kadar. Bir başka ihtimal ekonomik dengeler. Bu basite alınır şey değil, yadırganır da değil. Ekonomik zorluklar düşünüldüğünde akıllıca bile sayılır.
Böyle olsa bile ilişkinin devamı noktasında sağlıklı olacağı söylenebilir mi, konusunda emin değilim. Belki de her şey bir hevese kadar devam edecektir. Bu heves evlilikle bile bitebilir. İşin uğrağında, görülen köy gibi, herkesin yolunu tercih edeceği, belki de yanılıyorum.
Eğer kulaklarım beni yanıltmadı ise, gözlerim okudukları şeylerde eminseler. Bunun böyle olacağı, ihtimal payını bırakarak.









