Yaşlı Adam

0

Acı bütün bedenini ele geçirdi. Hücreleri kimsenin duyamayacağı şekilde çığlık atıyordu. Etrafındaki insanlar buna kulaklarını tıkıyordu sanki. Elini kulaklarına bastırdı. Kalbinin sesi başını döndürüyordu. Anlamıyordu. Nasıl oluyordu da kimse bunu duymuyordu? Nasıl oluyordu da diğer insanlar hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına devam ediyordu?

Karşıdan karşıya geçen adamı seyretti. Elinde kendisini dengede tutacak bir baston vardı. Yüzündeki ifadeyi gördü. Etrafına bakmıyordu. Gözlerindeki boşluğu karanlık havaya rağmen görebiliyordu. Yağmur öfkeyle asfaltı dövüyordu.

Yoldan hızla geçen arabaları görmüyor mu diye düşündü. Yaşlı adam bir adım attı. Diğer bir adımı peşinden sürüklendi. Neden sağa sola bakmıyordu? Neden kimse ona göz kulak olmuyordu?

Son bir adım daha attı. Ölüme giden son bir adım gibi.

Sanki hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi karşıdan, kendisine doğru çarpan arabaya son bir hamle dahi yapamadı. Öylece olduğu yerde sürüklendi. Bir gürültü koptu derinlerden. Ağır bir fren sesi. Lastikler asfaltı yaktı.

Artık çok geçti.

Yaşlı adam yolun neredeyse yarım metresinde sürüklendi. Elindeki, kendisini rahat hissettirdiği bastonu daha da fazla ileriye gitti. Sokakta hiçbir şeyden habersiz gezinen insanlar, şimdi bütün düşüncelerden sıyrılıp adamın etrafına toplandı. Her şey olup bittikten sonra adamı düşünmeye başladılar.

Yaşlı adam cansız bedeninin sardığı kanlarla boylu boyunca yatıyordu. Bir adam geldi koşarak. Sesindeki çaresiz çığlık gökyüzünü parçalıyordu.

”Baba!” dedi boğazını yırtarcasına.

İnsanlar çaresiz, evlatlar üzgün, hava yağmurlu ve acı her daim derinlerde.

Yaşlı adam acılarından kurtuldu belki, ama arkasında birkaç acı bıraktığının farkında değildi.

Sadece bir kazaydı denildi sonunda.

”Adam bir anda önüme çıktı. Onu fark edemedim bile.”

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.