Bugün, yüreğimdeki fırtınalardan; belki de sellerin alıp götürdüğü düşlerimi anlatmam gerekiyordu…
Lakin yine yazmaya başlayacağım, yüreğimden geçen her satırı…
Rüzgar gitgide artıyor ve durmak bilmiyordu.
Fırtınalar koparıyor.
Sanırım o da benden yana şikayetçi.
Sanırım, benden nefretini bu şekilde belli ediyordu.
Sar vurup savuruyordu bedenimi ve ruhumu…
Adeta -sen buralara ait değilsin, pılını pırtını topla git buralardan- der gibi esiyordu…
Göğün gürlemesi de ardından duyulmaması imkansız gibiydi.
“Ellerinden tutup,yüreğine dokunamaz kimse…Sen hiçbir şeyi hak etmeyen birisin” diyordu sanki.
Ah be! Yüreğine aşık olduğum kadın(kıvırcığım) tam da ihtiyacım olduğu an nerelerdesin?
Kime kol kanat oldun…
Karanlığın en dibine sürükleniyorum.
Ellerimden tut nolursun…
Gözlerini benden sakındırma güzel bakışlım.
Sözlerini esirgeme
Sana bakarak ancak güneşli günlerle konuşabilirim.
Sesimi duy!
Çığlıklar koparıyorum.
Bedenim yorgun
Ruhum gitgide bitkinleşip gidiyor benden.
Sesine hasret kaldım, canımın ta kendisi…
Gülüşüne karanfiller diktiğim
Saçlarına mısralar yazdığım, kurtar karanlığımdan ruhumu…
Korkar oldum dünlerden
Bugünün de dün olacağından
Yarınların da bugün olacağından…
Ah be! Yüreğine aşık olduğum kadın(kıvırcığım) rüzgardan gelen çığlıklarımı duymaz mı oldun.
Senden geriye bir ruhum kalabildi; o da şimdilerde fırtınalarda, sellerin arasından kayıp gidiyor…
“Belki dua edersem Tanrı sesimi duyar,yardım eder.” diye kendimi avutuyordum.
Ama dua etmesini bilmezdim.
Lakin bir seni anlatabildim
Bir seni dua olarak diyebildim…
20072018
Yiğit Celal ERTAŞ








