Zamanın Yaşı

0

Duygular,değişimler,yaşantılar,farklılaşan zamanlar…                                                                                                           Elimizle yakalamaya,tutabilmeye imkanımızın olmadığı devirler geldi sanki..Değişimlere en çok da kendi  değişimlerimize yaş almaya yaşlanmaya karşı kabulleniş süreci.Ne olduğunu kim olduğunu hatırlamaktan çok    sorgulamaya,eleştirmekten çok kabullenmeye ve bunu hazmetmeye çalışma süreci.

Sanırım 20’li yaşlarda beni en çok hüzünlendiren şeylerden biri de zamanın hızlı geçiyor olmasıydı.Değişen zamana ve bunun insanlarına ayak uydurabilmek zordu.En çok da gerçekçi olmayı istemekten çok bunu yaşamaya mecbur kalabilmek.İnandığın hayallere ya da yaşamak istediğin dünyanın kapılarını aralık bırakmadan kapatabilmek. Kendimizde olan iyi ya da kötü değişikliklere karşı ne yapacağımı(zı) bilmez haldeyken çevremizdeki insanların değişimlerine karşı adapte olmaya çalışmak evet bu hüzün vericiydi. Sürekli büyüyen olay örgüleri,azalmasını beklerken büyüyen problemler,tahammül seviyesi yok denecek kadar az olan insan toplulukları ve her gün geliştirilmesi gereken sabır duaları(!).. Olgunluk beklerken günümüzün hastalığı olan “trip”ten bahsetmeme gerek bile yok. Ya da veba gibi yayılmış kıskançlıktan? Bunlar hep varmış da bunların içinde ben yokmuşum gibi hissetmek? Dünyanın tüm çirkin yüzüne merhaba deme zamanı olduğu kadar güçlenmeye ve dirençli olmaya da farkında olmadan bağışıklık kazanmak? Bir hortumun içinde hapsolmuşcasına ordan oraya elinde olmadan savrulmak ? Bunun bir sonu var mı?

 

Devamı gelecek…

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.