Kudüs, tutsak Kudüs.. Zalimlerin elinde tüm ihtişamıyla varlığını sürdüren ve Allah istemediği sürece hiç sönmeyecek nur olan Kudüs. Namaz şehri, yeryüzünün en görkemli meskeni, Müslümanın rüyası, duası olan Kudüs..
Bir adam sabah namazı vaktinde çıkagelmiş ve bizi bilmediğimiz sokaklarda avare bir şekilde dolaştırıyordu. Aniden Kubbetüs Sahra tüm ihtişamıyla önümdeydi. O gelin gibi süslenmiş işlemesiyle bütün zarifliği ortadaydı. Baktıkça bakıyor, gözümü alamıyordum adeta. Tabir-i caizse bu sarhoşluktan çıktığım anda Mescid-i Aksa aklıma geldi. Evet, Mescid- Aksa’ya gitmeliydim. Uzaktan bütün hüznüyle, elleri kelepçeli fakat yüreği bir o kadar özgür biri gibi görünüyordu. Dili olsa da konuşsa.. Anlatsa bize gördüğü bütün zorbalıkları. Anlatsa ya Müslümanın umarsızlığını. Anlatsa da utansak, utanıp uyansak bu gafletten! Mescid-i Aksaya yaklaştıkça ağlama sesleri yankılanıyordu sanki. Hayır hayır, sadece basit bir ağlama değil bu. Bir feryat, bir yakarış, bir mazlumun bağırışı sanki..
Yaklaştıkça ses artıyor, kalabalıklaşıyordu. Sesi duyan geliyor, gelen ağlıyordu.
Sonunda gelmiştim, Mescid-i Aksanın önündeydim. Mahşer gibi, öyle bir kalabalık.. Kalabalığın içine atıp kendimi iyice yaklaşmak istedim. O mübarek taşını hissetmek, dokunmak, dokundukça kalbime doldurmak istedim. Bunca yıldır gitmediğim, hiçbir şey yapmadığım için özür dilemek istedim. Taşının bir karışına bile yapılan zulme sessiz kaldığım için ağlamak istedim. Suskunluğumdan dolayı benden hesap sorsun istedim. Kendimi savunmadan sadece onun sitem etmesini istedim. O sitem etsin ben durmadan ağlayayım istedim.
İşte ordaydım tam önünde, aramızda kimseler yoktu. Yıllarca hasretini çektiğim dostumla özlem gidermek için yeltendim. Yeltendim yeltenmesine de izin vermediler. O zalim sürüsü güzel Aksa’mın etrafını çevirmiş dostlarıyla görüşmesine, kucaklaşmasına izin vermiyordu. Meğer bütün bu ağlayış, feryat sesleri bu yüzdenmiş. Zorbalığın karşısında olduğum yere yığılıp ben de ağlamaya başladım. Bir yandan aşık ile maşuku ayıran zorbalar diğer yandan da bu zulme sessiz kalan inananlar. Belki de sessiz kalan müslümanlar daha çok yaktı bizi. Belki de en çok “bizden” dediğimiz kişilerin suskunluğuna ağlıyorduk, kim bilir?
Alarmı duyduğum an irkildim. Yastığımın bir kısmı ıslaktı. Kendime geldiğimde rüyamı düşünüp tekrar tekrar ağladım. Öyle bir düşten uyanmıştım ki hatırladıkça kalbimde hala kıpırtılar hissediyordum. Hiç gitmediğim, hasretiyle tutuştuğum Kudüse rüyamda da olsa gittiğime sevineyim mi yoksa Kudüs karşısındaki halimize saatlerce ağlayayım mı bilemedim.
Ah Kudüs! Müslümanın düşlerini süsleyen Kudüs. Ne kadar tutsak edilse o kadar özgürleşen Kudüs. Ben rüyamda da olsa kalbimi sende bıraktım Kudüs, inşallah bir gün o emanetimi de almaya geleceğim.








Kudüs bir sınav kağıdı her Mümin kulun önünde..