Temelini sağlam atmıştın gönül arazime
Ne çok gelen oldu da yıkamadı senin ülkeni
Gözlerim hapsolmuş bıraktığın boşluğa
İzini silemedikçe siliyorum herkesin izini
Tarak olup da kalıcı göç ettiğim saç diplerinin çıkmaz sokağını
Seni bana getirmeyen her caddeni kirlettim
Toprağın içine gömülmüş parmak uçlarında gezinirken gökyüzünü
Sana götürmeyen her adımımı boşluğa hapsettim
Gözünden nasıl düştüysem artık her tarafım yara içinde
Ben hep sana yürüdüm kilometreler yoruldu adımlarımın kulaçlarında
Hatırısayılır senliğin hatırısayılmayan benliğinde
Nereye çevirirsem çevireyim pusulamın kıblesi hep seni gösteriyor
En sevdiğim parçayı dudaklarınla kutsayıp da çarmığa gerdiğini
Kulaklarımda dipsiz uçuruma ait melodiler
Yazarken şiirimin silemediği kutsalımsı isminin izlerini
Gölgemin izdüşümlerinde kaybettim seni
Gecenin karanlığında ışık olup yol gösterse içinde kaybolduğum gözlerin
Mavisine hasret elbiselerimin gökyüzü kuşağı
İnsanı yaralar mı jiletin keskin ucu kalemin ateşlediği kurşun kadar
İnceldiği yerden kopmasın diye kaç dikiş attım kalbimin sancılarına
Biraz oturup da seyretsem rüzgarda savrulan saçlarının bale yaparmışçasına dans edişini
Bana mevsim diye anlattıkları ilkbahar senmişsin meğer








