“O” En Büyük Devrimci

0

Devrim ya da devrimci deyince akla ilk gelen isimler Che Guevara, Fidel Castro vs. olur. Peki devrim ya da devrimcilik bu kadar küçük bir zümreye ait bir kavram mı? Devrim, Güney Amerika’dan çıkan, Avrupa’nın doğusundan Asya’ya uzanan ve bugün ezamesi okunmayan bir akımın tekelinde mi?

 

Devrim topyekûn bir düzeni devirip yerine yenisini inşa etmek demektir. Devrim yapmak öncelikle hür bir fikir, inanmış bir yürek ve yoluna adanılmış bir dava gerektirir. Oraya taş atarak, buraya sopayla saldırarak devrim yapmayı hayal edenler, büyük bir hayal kırıklığı yaşarlar. Devrim öncelikle zihinlerdeki zilleti devirmekle başlar. Tıpkı O’nun yaptığı gibi.

 

O, Mekke’de dönemin en ağır şartlarında, kız çocukları toprağa diri diri gömülürken, kadınlar köle gibi alınıp satılırken, insanlar Allah’ı unutup, kendi elleriyle yaptıkları putlara tapınırken girişti mücadelesine. Mekke müşrikleri O’nu bu yoldan ne kadar döndürmeye çalışsa da O’nun hür fikirleri, iman etmiş bir yüreği ve adanılmış bir davası vardı; Allah’ın dininin hak olduğunu bütün evrene haykırmak..

 

Tüm bu durumlarda, mücadelesinden vazgeçmedi. Müşriklerin ölüm tehditlerine rağmen, “Sağ elime güneşi, sol elime ayı dahi verseler ben yolumdan dönmem!” dedi ve dönmedi. Tek başına başladığı bu yolculuğunda önce çok az kişiye ulaşsa da zamanla dalga dalga büyüdü Allah’ın rahmeti. Canına kasteden düşmanları dahi ona itaat etti. O, peygamberliğinin başından sonuna kadar zihinlerdeki putları yıkmak için çalıştı. Kabedeki putları yıkmak birkaç dakikasını aldı.

 

Diri diri toprağa gömülen kadının ayakları altına cenneti seren bir dinin devrimini yapan, adaletin tecellisinin sağlanması için Hak yolunu yol eyleyen Hz.Muhammed (S.A.V) dünyanın gelmiş geçmiş en büyük devrimcisi değilse, kimse kusura bakmasın ama o zaman “devrim” diye bir şey yoktur!