Schopenhauer kitabıyla ilgili olarak şunları söylüyor: “Burada, kusursuzluğu başka bir yerde olduğundan daha az amaçlıyorum; yoksa, tüm zamanların düşünürlerinin ortaya koydukları, bir kısmı mükemmel olan yaşam kurallarını burada yinelemiş olurdum; bu arada, şimdiden çok kullanılmış çok sayıdaki basmakalıp sözden de kaçınamazdım. Bu sadece, aklıma o anda geleni, aktarmaya değer görüneni ve anımsadığım kadarıyla henüz söylenmemiş, en azından tam olarak ve bu biçimde söylenmemiş olanı verdim; yani bu uçsuz bucaksız alanda, başkalarının yapıtlarında ele aldıkları konulardan geriye kalanların bir derlemesini yaptım.”
Yaşam bilgeliğinin önemli bir noktası, biri diğerine zarar vermesin diye dikkatimizi biraz bugüne biraz da geleceğe yöneltişimiz arasındaki orantının doğruluğuna dayanır. Çoğu kimse, fazlasıyla bugünde yaşar, bunlar düşüncesizlerdir; bazıları da fazlasıyla gelecekte yaşarlar, bunlar da korkaklar ve endişelilerdir. Bir kimsenin doğru ölçüyü tutturduğu ender görülür. Çabalama ve umut etme yoluyla, yalnızca gelecekte yaşayanlar, hep ileriye bakanlar ve her şeyden önce hakiki mutluluğu getirecekleri düşünülen gelecek olaylar karşısında sabırsızlıkla acele edenler, ama bu arada bugüne dikkat etmeyen ve onu tatmadan geçip gitmesine izin verenler, çok kurnaz çehrelerine karşın, İtalya’daki kafalarına bağlanmış bir sopaya bir demet ot asılan ve bu yüzden hep önlerine bakan ve bu ot demetine ulaşmayı umut ederek adımlarını sıklaştıran eşeklere benzerler. Çünkü, sürekli sadece anlık yaşamakla, bütün yaşamları konusunda ölünceye dek kendi kendilerini aldatırlar. Yani planlarla ve kaygılarla, sadece ve sonsuza dek gelecekle meşgul olmak yerine ya da kendimizi geçmişe özleme adamak yerine, tek gerçeğin ve tek kesin olanın bugün olduğunu asla unutmamalıyız.
Her türlü sınırlandırma mutlu eder. Görüş, etkime ve dokunma ufuklarımız ne denli dar iseler, o denli mutluyuzdur. Ne denli geniş iseler, kendimizi o denli sıkıntılı ya da endişeli duyumsarız. Çünkü bu ufuklarla birlikte, sorunlar, arzular ve korkular da büyür.
Kıskançlık insanın doğasında vardır. Yine de, aynı zamanda hem bir kötülük hem de bir beladır. Bu yüzden ona, mutluluğumuzun düşmanı gözüyle bakmalı ve kötü bir cin olarak onu boğmaya çalışmalıyız. Seneca, burada bize güzel sözleriyle yol gösteriyor: “İnsan, karşılaştırma yapmadan, kendinde olana sevinmeli. Daha mutlu birini rahatsız eden kimse, asla mutlu olmayacaktır” ve yine “Senin önünde ne çok kimse olduğunu görürsen, ne çok kimsenin de senin arkanda olduğunu düşün.”












