Sevgili okur,
İnsanın temel içgüdüsü olan bağlanmayı ilk olarak anne karnında yaşarız. Duygusal bağımızı ilk olarak orada tadarız. Kurduğumuz bu bağ gün geçtikçe filizlenir, büyür. Hayata gözlerimizi açtığımızda ne olduğundan bir haber; kimisinin sevinci, kimisinin üzüntüsü, kimisinin pişmanlığı belki de kimisinin aldığı en doğru karar oluruz. Dünyaya gelir gelmez aslında bir şeylere yön vermeye başlarız istemeden.. Hayat koşturması diye adlandırılan bu yaşantıda oradan oraya savrulur, gideriz. Önce belirli bir yaşa gelmeye ve ya getirilmeye çalışırız sonra okul için heyecan yaşarız. Her başlangıçta bir hevesle heyecanlanır sonra bir çırpıda sıkılırız. Yeni bir şeyler isteriz yine, yeniden. Okul aslında gittiğimiz o taş bina değil hayatın ta kendisidir çok sonra anlarız. Zaten hep böyle değil midir hep geç farkına varmaz mıyız çoğu şeyin..Büyüdükçe hayat bize o kadar fazla şey gösterir ki doğruyu yanlışı ayırt etmeyi, insanların davranışlarına göre davranmayı en baştada kendimizi tanımayı öğretir. Asıl mesele de o değil midir? Ne yaptığının farkında olmak; neyi ne için, kim için yaptığını bilmek. Her zaman etrafımızdaki insanların, çevredeki olayların büyük etkisi altında kalırız. Bazen doğru yaptığımızı savunarak en büyük yanlışı yaparız bazense yaptığımız güzelliğin farkına bile varmayız.
Gün geçtikçe daha fazla kendimizi geliştirmemiz gerekirken, dünya genelinde son dönemde olan olayları göz önünde bulundurduğumda hem beyin olarak hem karakter olarak kendimizi geliştirmek, iyileştirmek yerine daha çok azaldığımızı, insanlığımızı kaybettiğimizi görüyorum. Yaşanılan olayları şöyle film şeridi gibi gözünüzün önünden geçirmek isteyerek birkaç konuya değinmek isterim. İnsanı insan olduğu için sevmeyi kaybedeli uzun yıllar oldu da, ön yargılarımızı da kıramadık ve birileri bize göre yanlış olan bir davranışta bulunduğu için birbirimizi keser, öldürür, zarar verir hale geldik. Çünkü ancak o şekilde rahatlanacağını düşünerek(!) , düşünce yapısı bozuk toplum haline geldik. Avustralya’da yaşanan yangına değinmeden geçemeyeceğim. Hayvanları kurtarmak için seferber olundu ve o hayvanlar yardımı hissederek sarıldı insanoğluna. Sonra ne mi oldu yine insanoğlu kurtardıkları hayvanları kereste ihtiyacından, dozerle ağaçları yıkarak onlarca koalayı katletmiş oldu. Yangın söndürülmeye çalışılırken aynı zamanda develer fazla su tüketiyor diye binlerce deve katletti ve ertesi gün evet ertesi gün sel oldu. İnsan olmak, iyi bir birey olmak bu kadar zor hale geldi.
Birey olarak yaptıklarımızın farkında olmaktır, insan olmak. Ne kadar farkındasın?Bugüne kadar kendine ne kattın, bugün ne öğrendin mesela.. Kime ne faydan dokundu karşılık beklemeden.. Büyüdüğümüz ortamın nasıl bir birey olduğumuzdaki etkisini azımsayamayız fakat hiçbir şey öğrenemeyeceğimiz her şeyden geri kalacağımız bir devirde de değiliz. Teknoloji çağındayız ve bunu ne kadar iyi yönde kullandığımız tartışılır tabi ama ulaşmak, araştırmak istediğimiz bilgiye sadece bir tık uzaktayız. Kulaktan dolma bilgilerle birbirimizin ufkunu daraltmak da, her şeyi araştırıp doğrusunu paylaşarak genişletmek de bizim elimizde.
İnsan olmak en başta kendinden başlamaktır yargılamaya, tartışmaya, çeki düzen vermeye. Bencil oluyoruz ya çoğu zaman, işte bu anlarda bencil olup önce kendimizi düzeltmemiz lazım. Böyle böyle düzeltmeye başlamak en azından katkı sağlamak lazım. Her alanda kendi geliştirmiş insan; dürüst, saygılı, bilgili bir toplumun parçasıdır. Hatasız kul olmaz diyerek yaptığımız hataları göz ardı etmek değil de yine aynı sözü dikkate alarak bir daha hata yapmamayı hedeflemek asıl olan.
Hayatın hızını yakalayamazsın çoğu zaman bir şeyler olup bitiverir gerisinde kalırsın ya da geride kalır. Koşturmaya o kadar alışırsın ki bazen aslında yaptığın şeylerin ne kadar güzel olduğunu fark etmezsin. Bugünden örnek verelim mesela korona virüsünden dolayı evlerimizde kaldık bir sürü öğrenci ailesinin yanına döndü, bir sürü çalışan işine rahatça gidemez oldu, bir sürü insan kaybettik. Ve belki de bir şeye katkısı oldu hayatımızda. Daha doğrusu bize hayatın ne kadar kıymetini bilmediğimizi gösterdi. Yaşadığımız hayata o kadar alışıyoruz ki hiçbir şeyin kıymetini bilmez oluyoruz. En son dışarıdayken, rahatken asla düşünmedik bu durumda olabileceğimizi. Şimdi bir farkındalık oluşturdu hepimizde hem aslında temizliğimize ne kadar önem vermemiz gerektiğini görüyoruz hem de insan ilişkilerimizde aslında ne kadar sarılsak ne kadar sevsek birbirimizi o kadar iyi olduğunu gördük. Sarılmayı özledik. Doyasıya gülebilmeyi özledik ama hep birlikte. Kendini ölçtün mü bu süreçte bilmiyorum ama umarım faydalı şeylerle uğraşıyorsundur. Bu durumda kendini motive etmen, doyasıya vakit ayırman, öncesinde yapmaya zamanın olmayan bir sürü hayata geçiremediğin şey olmuştur ve umarım şimdi onlara vaktini harcıyorsundur. Bu olanların bilincinde olup evindesindir. Biliyorsun ki insan etrafını yeşillendirebilir de köküne kadar kurutabilir de. İyi insan olmayı başarabilenlerden olman ve sağlıklı olarak hayatına devam edebileceğin güzel zamanlar dileyerek bu bölümü sonlandırmak istiyorum.







