Zamanında çok sevdiğim değerli şair İsmet Özel’in ziyadesiyle katıldığım bir sözünden bahsetmiştim. Bugün o söz üzerine biraz daha detaylı konuşmak istiyorum. Şair İsmet Özel’in dediği gibi ”ikna edilmişlerle yola çıkılmaz. Yola, inanmışlarla çıkılır.” İşte bu yüzden yolu güzel olanın, bileğinde diken izi olur. Çünkü muhakkak, hakikate giden yolda meşakkatsiz bir varış yoktur. Diyerekten naçizane eklemiştim sonuna da. Şair burada ikna edilmişlerle yola çıkılmaz derken haklı, çünkü henüz kendi içerisinde bir iradeye kavuşamamış birisini sözlerle ne kadar ikna etmeye çalışırsak çalışalım beyhude ve kısa ömürlü bir etki oluşturacaktır. Koşullar değiştiğinde, zorluklar baş gösterdiğinde o yol sizi de aşmaya başladığında; iradesizlik, güçsüzlük halinin tezahür etmesi kaçınılmaz olacaktır. İnsandır yorulur, bu yüzden muhtemel zorluklar karşısında yanımızdaki insanın varlığının ne denli önemli olduğu bir kez daha aşikar olur. Tüm inancınla bir yola çıkmak, yolda başınıza gelebilecekleri göze almaktır. ”talip olduğun yolu yokuşuyla seveceksin” demişler o yokuş bile sonunda bir düzlük olduğu inancıyla insana umut olacaktır. Çünkü inanmışsanız umut bir yerden mutlaka kendisini hatırlatacak bir yer bulacaktır. Sadece yol ve yoldaşlık konusunda değil, hayatta çoğu zaman kararlarımızın arkasında durarak hareket etmemiz gerekir. Karar veremeyen ya da istediklerinin arkasında durabilecek iradeyi gösteremeyen insanlar; belirsizlikler içerisinde savrulur. Bu ayrımı yaparak yolda olmaksa sizi daha geniş ve şeffaf ufuklara yöneltir. Bu yüzden inanmak hayat yolunda büyük bir yere sahiptir. Zaten hayatın kendisi bir yoldur, bu yolda kendimize ne kadar sahip çıktığımız da yolumuzu güzel kılacaktır. Özellikle de yalnız yürüyorsak. Neyi arzuluyorsak hayatımızı o istekler doğrultusunda şekillendirmek isteriz. Bunun için hakkını vererek bir çaba sarf etmek gerekir bu da evvela inanç ile olur. Hani diyorlar ya ”yoldaşın varsa yol yorsa da güzeldir.” Bekleyenin varsa yolun sonu uçurum da olsa, ayağın taşa da takılsa, bileğine diken de batsa ziyanı yok dersin hatta izi kaldı diye gülümsersin. Çünkü değmiştir. İnançla başlanılan her işin sonunda da böyle bir hayır ve güzellik gizlidir. Bahaneler bizi yanıltmasın. Dostoyevski’nin dediği gibi: ”İnsan, gelip geçici hevesleri olan, tutarsız bir varlıktır ve tıpkı satranç oyuncuları gibi hedefe ulaşmayı değil de hedefe giden yolları daha çok sever.” Çünkü heveslerini aldıklarında hedefe giden yol uzun geldi bahanesiyle pes etmek daha kolaydır. Velhasıl bahaneler huzur vermediği ve pratikte fayda sağlamadığı gibi geçicidir. Kalıcı olan inanç ve yürekle yapılan eylemlerdir. İnanalım ve yolumuza koyulalım.

  • O kadar güzeldi ki..
    Havsalamda uzunca bir zamandır tahayyül ettiğim şeyleri kaleme dökmüşsünüz. Çok doğru.. çok haklıca. Yapacak şey çaba, sabır ve de duâ …
    Yüreğimize inşirah olacaklar buyursun..
    Teşekkürler

    Yanıtla
Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.