Ben özlüyorsam,sana da gelmek düşer.
Bahanelerinin arkasına ne kadar sığındığın, namlusu uzun, mermisi hiç bitmeyen silah gibi beni vurup gittiğin gün, bana dönmen düşer.
Vurduğun yerden kaldırman, yaramı iyileştirmen, beni sevmek en çok sana düşer.
Bir yerden başlamak lazım, sonunu bildiğin, gitmek istemediğin, vurduğun ya da kaldırdığın yerden.
Kaybetmekten korkmayı öğrenmem, gidişin ve dönmeyişin arasındaki çelişkinin ne kadar acı verdiğini bilemezsin belki.
İçime işleyen sıcak gülüşlerini atmam da söz konusu değil. Bunu daha kaç farklı yolla anlatırım, kaç vurgu, kaç ünlem, kaç özlem..
Zamana bırakmak, zamanla bırakmak, sonrası zamanla alışmak.. Alışmıyor, ölüyor insan..
Kendime bile anlatamadığım şeyleri, aramızda ki mesafeleri bir dilenci misali yazıyorum, yakarıyorum, Allah rızası için ya dön, ya da ölümü bu kadar özletme.
*Kaç gecedir soğuktan bir hal alıyor ruhum, yokluğun bu denli yakmamıştı daha önceleri..










