ANDRE GIDE / KADINLAR OKULU

0

Öyle bir kitaptı ki, bitmesin istedim. Harikaydı! Kitapta 1894-1936 yılları arasında üç ayrı kişi tarafından farklı bakış açılarıyla bir ailenin hikayesini okuyoruz. Kitapta kadın-erkek ilişkilerini, bireyselliği, özgürlüğü görüyoruz sıkça. Kadının toplumdaki yeri ve görevlerini sorguluyoruz sürekli. Baktığımızda bu kitap kaç sene önce yazılmış ama biz hala aynı dertten muzdaribiz. Kadınlardan hep çok şey bekleniyor, sanki ailede her şey onun göreviymiş gibi dayatılıyor, evlendikten sonra bir kadın artık bireyselliğinden vazgeçmesi gerekiyormuş gibi bir algı mevcut. Oysaki kadın en çok saygıyı hakedendir. Kadının hayatında eşinden ve çocuklarından başka şeyleri de olmalı, ilgi alanı olmalı, kendisini sürekli geliştirmeli ve körleşmemeli. Bu kitapta kadın geç de olsa uyanıyor o aşık halinden ve o zaman görüyor gerçekleri. Bu kısımla ilgili bir alıntı paylaşmak istiyorum: “Bugün beni çileden çıkaran şey, bir zamanlar çekimine kapıldığım şeyin, beni büyüleyen, bana en çok övülmeye değer görünen şeyin ta kendisi olduğu için mi? Şurasını kabullenmek zorundayım: değişen o değil; ben değiştim.” Bazen ilişkilerimizin boyutu değiştiğinde karşımızdaki insanın değiştiğini düşünürüz. Ama ya değişen aslında biz isek?



Sizler de okuyun bu eseri mutlaka🙏🏻Emin olun, iyi ki okumuşum diyeceksiniz. Edebi açıdan da o kadar tatmin edici bir dili var ki, tadı damağınızda kalacak. Kitaplarla ve sevgiyle kalın🧡

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.