Bir gün buraya Evgeny ile alakalı beş yıllık hikayemizi yazacağım..Sanırım daha zamanı var.
24 Şubat 2014
Merhaba evgeny. Saat , 02.01. Kulaklığımda çalıyorsun. Sanki tüm dünya uyurken çalarmış gibi. Kıvırcık saçlı bir çocuk uyuyor henüz alfabe öğrenmemiş, aşık olmamış. Onun için dinliyorum. Güzel bir dostu kaybetmenin hüznü var ezgilerinde, bugün bunu anlıyorum. Gözlerim dolarken, en çok da yalnızım diye cesurken, ağlayabilmek için cesurken. Kıvırcık saclı çocuk için de ağlıyorum biraz. özlemek ne ilet bir şey evgeny bunu senle anlıyorum. Bu gece yine senle yeniden anlıyorum. Sebepsiz.sonuçsuz. En çok da kimsesiz kalıyorum. Çok sessiz, korkuyorum. Gerçekten çok sessiz sağ kulağımdaki kulaklığın ufak cızırtısını duyabiliyorum. Ah Evgeny!Çok sessiz! . özlemek ürkütüyor böyle zamanlarda. Ben neden vazgeçmiyorum da, tam da bu zamanlarda, yine yeniden özlüyorum. Güzel bir dostu özlemenin acısı nasıl böyle büyük olabilir. evgeny, bu gece sorularıma cevaplar bulamıyorum seninle..3 yıl..12 mevsimdir..ilk defa. “hep eksildik mi kim bilir” ah evgeny, boğazım düğümleniyor. Yakışmıyor geceye, yakışmıyor su an ki hiçbir şey. Ya da bir şiirin ortasıymış gibi kusursuz oturuyor bu geceyle, yaşanılanlar. Bir şiirin içinde olmaktan ilk defa acı duyuyorum evgeny. canım acıyor. Sen yine yeniden basa sarıyorsun. Kıvırcık saclı çocuk, alfabe öğrenmemiş, asık olmamış daha bir kadının saçlarından koklamamış öperken. O daha bir şiir okumamış. Pürüzsüz bedeni, nefes aldıkça yükselip alçalan bedeni, küçük elleri, yumruğu kadar olan kalbi..o bile eksik kalıyor evgeny. Bir şeyler var, hiç bir dilde hiç bir kelimeyle anlatamayacağım. Ne acı. Bunu bilmek ne acı. Umudun olsun evgeny. Zira buna ihtiyacımız var. Hoş kal.
Sıla.









