EDEB YA HU EDEB!!!

0

Yazıma Edebiyatın tanımını yaparak başlamak istiyorum. Çünkü korkarım edebiyatla uğraşanlar ya tanımı bilmiyor ya da unuttu.

“Arapça ‘Edeb’ kökünden gelen ebebiyat aslında ilm-i edeb’in bütün anlamlarını toplayan çoğul bir kelimedir. Tanzimattan sonra Türkçede tekil olarak bugünkü anlamda kullanılmıştır.

Arapçada ‘Edeb’ türlü manalar taşır. İyi ahlak, terbiye, nezaket, utanma, usul, kural… Bu anlamlar bize de geçmiştir. ” KAYNAK: Ahmet KABAKLI/ TÜRK EDEBİYATI ANSİKLOPEDİSİ

Ülkemizin maalesef kanayan yarası olan tecavüzü bence meşrulaştırma çabalarından biri olan çok vahim bir olay ve akabinde yapılan basiretsiz açıklamalar nedeniyle kaleme alıyorum bu satırları.

Kanım dondu, midem bulandı ve bir kez daha insanlığımdan utandım.

Sabah sosyal medyada bir habere rastladım. Destek yayınlarından çıkan( yayın evinin adını özellikle veriyorum, boykot edilmesi gerektiğine inandığım için) bir kitap ( yazarı ve kitabın adını özellikle vermiyorum, gereksiz reklam olmaması için) hayvan tecavüzünün konu alındığı bir sahne ile gündeme gelmiş.

Tepkiler yağmaya başlayınca, özürleri kabahatlerinden büyük şu açıklamayı yapmışlar:

Edebiyat ne yazık ki kendi kendini sansür etmeye imtina ederek gerçekleştirilebilecek bir mecra değildir.

Çoğu okurumuzun bize ulaştırdıkları kınamalarında “bu fiilin normalmiş gibi gösterildiği” eleştirisini kabul etmemiz ise hiç mümkün değil çünkü bahse konu sahnenin devamını okuduğunuzda roman kahramanı yaptığı şeyden dolayı komutanı tarafından cezalandırılmakta ve koğuş arkadaşlarınca sabaha kadar dövülmektedir.

Edebiyat sadece güzelliklerin, iyiliklerin, mutlulukların, aşkın, erdemin anlatıldığı bir alan olsaydı eğer eminiz ki rafları süslemek için elimizde mutlu masallardan başka bir şey kalmazdı. Biz yayınevi olarak hayvan sever dostlarımızın duyarlılıklarını çok iyi anlamakla birlikte yazınsal özgürlüğün ket vurulamayacak bir hak olduğunu düşünüyor ve dünya edebiyatında yüzlerce örneğine rastlayabileceğiniz bu tip çarpıklıkların teşvik edilmediği müddetçe ifade edilmesinin yazarın inisiyatifinde olduğunu düşünüyoruz.

Toplumumuzda ne yazık ki cımbızla bir ayrıntıyı çekip onun üzerinden linç kampanyası düzenlemek son zamanların en gözde eğlencesi oldu. Bir romanın içindeki küçük bir ayrıntının birkaç paragraf sonrasında ne olduğuna bakılmaksızın nefret söylemleriyle ayyuka çıkarıldığını daha önce de gördük, mesnetsiz argümanların cehalet arsızı insanların elinde nasıl bir silaha dönüştüğünü daha önce de yaşadık. Unutmayalım ki cehalet fanatizmi besler, fanatizm ise cehaletin biricik evladıdır. Çetin Altan’ın deyişiyle, “ilk cinsel deneyimini eşekle yaşayan” insanların azımsanamayacak bir sayıda olduğu ülkemizde, sapkınlıkların, deşifre edilmeksizin içrek bir toplumsal refleksle üstünün örtülmeye çalışılmasının, yüzleşmekten kaçındıklarımızın gittikçe daha normal kabul edilmesine hizmet edeceğine inanıyoruz.

Bu açıklamanın üzerine ne söylenir?

Ülkemin kanayan yarası tecavüzü bu denli meşrulaştırma çabası karanlık zihinlerin programlı oyunlarından başka bir şey değildir.

Kadın, kız çocuğu, hatta erkek çocuğu demeden tecavüze maruz kalan ve maalesef, rızası vardı, evlendireceğiz, hamile kalırsa çocuğun bakımını üstleneceğiz, zihniyeti ülkemizde hakimken bu neyin savunması Allah aşkına?

Kaldı ki; tecavüzün insanı- hayvanı kalmayan ülkemde, ama sonra cezalandırılıyor gibi absürt ve basiretsiz bir açıklama ile neyin pisliğini temizlemeye çalışıyorsunuz?

Evet, dünya edebiyatında hatta son dönem Türk edebiyatında böyle çarpık ilişkilere yer veriliyor. Ama böyle değil.

İki şey satar, bu sadece yazın dünyasında değil, satıştaki tüm sanat eserlerinde böyledir. Bunu biliyoruz. Ölüm ve cinsellik. Ama ölümü ve cinselliği satmanın da bir adabı, usulu ve çizgisi, hududu olmalı.

Öncelikle kafanızı kaldırın da yaşadığınız ülkeye bir bakın. Kadın programları bile evlilik kisvesi adı altında, türlü rezaletlere ev sahipliği yapıyor.

Ülkemizde tecavüzcüyü gerçekten cezalandıracak ve bu fiile niyetlenenleri caydıracak sağlam bir sistem yokken, siz edebiyatta sınırsızlığın nesinden bahsediyorsunuz?

Dar kafanız ve basiretsizliğiniz, ahlaksızlığınız için çok üzgünüm ama yaptığınız açıklamalar ve yayınladığınız rezalet kitap sadece Hayvanseverleri değil, bu ülkede korkusuzca ve insanca yaşama özlemindeki her bir ferdi teker teker ilgilendiriyor.

Yani edebiyatın tanımını unutan siz basiretsizlere diyorum ki; EDEB YAHU EDEB!!!!

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.