Ya Güneş Körse?

Please log in or register to like posts.

Hemen hepimiz günlük hayatın, hedeflerin, ideallerin pençesinde oradan oraya koştururken buluyoruz kendimizi.

Neredeyse hayatımıza bir es verip kendimizi dinleyebileceğimiz çok az hatta hiç vaktimiz kalmıyor. Bu bulduğumuz kıymetli durgun anlarda da dinlenmekten başka hiçbir şey düşünemez oluyoruz. Sonrası ise malum karmaşa…

Fakat bir süre sonra öyle bir ana denk geliyor ki yaşantımız değişik bir dönüm noktasına hatta geri dönülemez bir labirente giriyoruz.Bir aydınlanma süreci olarak tanımlıyorum ben bu anı.

An ki farkındalık anı… An ki çıplak gözle görme anı… İşte bu eşiği yaşayan insanların çıkmaz sokağı başlıyor bundan sonra. Hayata ideallerin, hedeflerin gözünden değilde insanlık, vicdan, vefa gözünden bakmaya başladığımız an, ideallerin peşinden koşarken yakaladığımız başarıyı insanlık noktasında başaramadığımızı görüyoruz.

Yolda koşturarak derse yahut okula yetişmeye çalışırken yanımızdan geçen insanları umursamadan çarparak geçtiğimiz anlar hadi çarptık diyelim özür bile dilemediğimiz an, karşımıza çıkan kedinin,köpeğin başını okşamadığımız yahut bize gülümseyen bir çocuğu beş karış suratla karşıladığımız anlar.

Birikiyor insanın içinde fakat yoğunluktan bir çırpıda geriye atıyor insan beyni. İşte o çıplak gözle baktığımız zaman hepsi birer birer suratımıza çarpıyor. Ben nasıl bu hale geldim? Neden böyle oldu? Ne için bunları hiçe saydım? Bir sürü soru işareti.

Hadi bakalım daha yeni başladın düşün dur şimdi. Bu haller aklıma hemen Dostoyevski’nin bir cümlesini parlak ışıklar ile çaktırıyor beynimde, ”İyiyi, ”güzel ve yüksek şeyleri” ne kadar çok anladıysam, o kadar derinlere battım, sıkıştım kaldım içlerinde.” Velhasıl, sıkışıp kalmaksızın da insanoğlu anlamıyor bu güzel ve yüksek şeyleri. Ama hala umut var diyorum hatta her zaman umut vardır. Çünkü bu aydınlanma sürecini yaşayamayan bir dolu insan yaşıyor bu gezegende. Ben farkına vardım etrafımdakileri de aydınlatacağım.

Zarifoğlu’ndan güzel bir cümle ile sonlandırmak istiyorum sözlerimi:

”Bir çiçekle bahar olmaz ama, her bahar bir çiçekle başlar. Madem güneş kör yeteri kadar aydınlatmıyor ruhumuzu o halde neden biz etrafımızın güneşi olmayalım?”

Kimler Beğendi?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir