YAĞMUR *

Yağmur…  Yağmur… Hepimizin kalbine ne de güzel dokunmayı başarmıştır yağmur…

Kimimiz severiz yağmurlu havaları, kimimiz dalar gider yağmurlu havalarda uzaklara; ama o yağmur bir şekilde ruh halimizi ele geçirmeyi başarmıştır mutlaka.

Her yağmur yağdığında en çok da uzaklara dalıp gidenlerin düşüncelerini merak etmişimdir. Belki de o dalıp gittiği kaldırımlarda eskiden çok eskiden ne hayaller kurmuştur, belki de yağmurlu gecelerde sevdiğiyle neşe içinde evlenecekleri günü hayal edip ileride kaç çocuk istediklerini söyleyip, onlara ne isim koysalar diye düşünerek tatlı tatlı atışmışlardır, arkalarından bir amca onlara kulak verip üç çocuk çok iki yeter bile demiştir belki de… Onlar da kıkırdayıp tamam amca iki olsun demişlerdir… Zamanında o güzel gelen  yağmur şimdi ne de hüzünlü geliyordur o dalıp giden gözlere, o kalbe, o bedene. Hele bir de yağmurun toprakla buluştuğundaki o koku sevdiğinin kokusunu getiriyorsa, o dalan gözler bir daha geri gelmek istemezcesine dalıp gider uzaklara…

Yağmur aslında berekettir, hüzünden ziyade mutluluk getirir geldiği yere ama biz insanlar ona bu hüzünlü ifadeyi yüklemişizdir, aslında yağmur değildir hüzün dolu olan içimizdeki hüzündür yağmuru hüzünlü kılan.

Elimde kahvemle, camımda yağmurumla bu yazı döküldü kalemimden. Sağlıcakla kalın. Hoşça kalın…

 

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.