PEŞÎMÂN(پشيمان)

0

Gün olup devran dönüyor pişman oluyorum yaptıklarımdan, dediklerimden. Yaşıyorum elbette eksiğiyle gediğiyle. Ama gün aydığında, yaptıklarımdan pişman olduğumda gönül bahçemde bir çiçeğin yaprağını kurutuyorum. Oysa ki yaşadıklarımdan öğrenecek çok şeyim olduğunu bilsem o yaprağı yeşertmek için canla başla çalışırım. Her ne kadar biiyorum desem de bilmiyorum. Olur da radyoda bir şarkıya denk gelsem, bir ses işitsem, bir isim çalsa kucağıma dönüp bakıyorum ömür çuvalımdaki mazîme. Âh, diyorum. Sen şuncacık hâlinle çuvalına neleri, kimleri sığdırmışsın. Gün geliyor kalbimin güzelliğinden bahsediliyor, gün geliyor olaylara farklı bakış açısından yaklaşıyorum diye pragmatist, kalpsiz biri olarak adlandırılıyorum. Kimse kalpsiz değil güzel insan. Kimsenin de kalbi taştan değil. Sen, öyle adlandırdıklarını bir de kalplerine dokunan şiirleri okurken, şarkıları dinlerken gör.
İnsanız elbette; pişman oluyoruz dediklerimizden, hayatımıza aldığımız kişilerden dolayı. Herkes pişman. Yeri geliyor insan 3-4 yıl evvel mutluluğuna engel olacağı düşüncesiyle kötü sözler sarfediyor karşısındakine, yeri geliyor ailem gibi dediklerini hayatının merkezine katıp onun hatalarından dolayı kendine kızıyorsun. Keşke hiç tanımasaydım, hiç hayatımın merkezine almasaydım, diye. Ne oluyor peki? Bizler pişman olduğumuzla mı kalıyoruz güzel insan?-Hayır.
Ne oluyor, sorusunu içinden senin de dediğini duyar gibiyim güzel insan. Pişman olmakla kalmıyoruz elbette. Kimisi 3-4 yılı aldırmadan pişmanlığını kabul edip geri dönüyor, kimisi de pişmanlıktan yoksunluğuyla kalıyor. Kalp taş değildir, demiştim ilk paragrafta. İki tarafın da kalbi taş değil. Ne pişman olanın ne de karşısındakinin. Peki karşısındaki insanın kalbi taş değil diye yaptıklarından pişman olan insanları affetmeli mi? Benim “pragmatist, kalpsiz” bakış açım içten içe “hayır” cevabını veriyor. Diyor ki iç sesim:
Sevgili kendim;
Sen herkesi bembeyaz bir bulut gibi görüyorsun. O güzel kalbine, kalbini hak etmeyenleri alıyorsun ve onlara en güzel çiçeklerini sunuyorsun. Onlar ise kocaman demetin içinde minicik dikene takılıp kalıyorlar. Bahçıvanı olduğun gönlün hüzün kaplamıyor mu? Sen gönlündeki çiçekleri hak etmeyenlere sunmaya devam mı edeceksin? O çiçeklerin temiz kalplerle sulanması gerekmez mi? Bırak hak etmeyenler sözleriyle kurutmaya çalışsınlar bahçeni. Sen daima toprağını temiz tut, daima toprağını hak edecek tohumlar biriktir hayatında. İşte o zaman birkaç kuru yaprak pişmanlığın olsa da hayatında, yeni tohumlar ve güzel insanların sözleriyle sulanan bahçen örter o kuru dalların üstünü.
Yazımı bir beyit ve türkü ile bitirmek isterim;
“Her kim cihâna geldi peşîmân olur gider
Kim derd ile gelür ise dermân alur gider”
-Kemâl Ümmî

“Anlatamam derdimi dertsiz insana
Derd çekmeyen dert kıymetin bilemez
Derdim bana dermân imiş bilmedim
Hiçbir zaman gül dikensiz olamaz

Gülü yetiştirir dikenli çalı
Arı her çiçekten yapıyor balı
Kişi sabır ile bulur kemâli
Sabretmeyen maksûdunu bulamaz”
-Âşık Veysel Şatıroğlu
Türkü bağlantısı : https://www.youtube.com/watch?v=r9GqnsUeP2g

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.