Asıl Güç

0

Ağlamak… Ağlayabilmek…Ne güzel bir eylem o öyle.En güzel doyum ağlamakla elde edilir bence.Önce biriktirirsin gözyaşlarını.Sonra ağırlık yapmaya başladığını fark edersin ama aldırmazsın.Taşıyabilirim ben dersin.Taşırsın da. Taşırsın ama sürünürsün işte.Ruhunun her yanı yara bere içinde.Taşırsın yaa…Ya da bütün duygularını, gözyaşlarını taşıyabilmek adına , harcarsın.Ve bir bakmışsın ki hiç bir şey anlam kazanmıyor artık.Göremiyorsun perilerini.Nazım Hikmet on yılını üç dakikaya sığdırıyorken sen üç dakikanı sayfalara sığdıramıyorsun.Anlatamıyorsun ki, yazamıyorsun ki.Çünkü her bir gözyaşı bir ömür yaşatıyor içinde.Boğuluyorsun.Nefes alamıyorsun.İlk başta diyorsun ki sanat aşkının buhranları bunlar.Ama yok bu sefer öyle değil.Boğazında bir yumru ki…Oksijen geçiriyor ama hayat geçirmiyor işte.Ne öldürüyor ne güldürüyor.Nefes alıyorsun ama boğuluyorsun .Ardından bu böyle olmaz diyorsun ve özgür bırakıyorsun onları.İlk başta gitmek istemiyorlar çünkü nereye, nasıl gideceklerini bilemiyorlar.O kadar tecrübesiz ve güçsüz kalmışlar ki…
Ama direnemiyorlar artık.Çünkü onlar da boğuluyor içinde.Ve bir hışımla çıkıyorlar gözlerinden . O ne hiddet o ne şiddet! Neden zulmettim ben onlara diyorsun. Ama çok geç. Onlar yorulmuş sen bitmişsin!Derken gözyaşların için feda ettiğin duyguların karşılıyor seni bir iç çekişin ardından.O ne güzel ne hoş ne asil bir karşılama öyle.
‘Hoş geldiniz’ diyorsun.
‘Hoş bulduk’ diyemiyorlar ama hoş bulduracaklar belli.
Verdiğin derin nefes bulut oluyor gökyüzünde.Sonra sen yıldızları alıyorsun içine.Ve bir bakmışsın senden hafifi senden mutlusu yok.
Bu da böyle bir döngü işte.
Yorucu ama sihirli, mucize gibi.
Bir döngü işte.

Nasıl etmeli de ağlayabilmeli
Farkına bile varmadan?
Nasıl etmeli de ağlayabilmeli
Ayıpsız,
Aşikâre,
Yağmur misali?

Neylersin alışkanlık
İçin kan ağlarken yüzün güler
Dikilitaş gibi dinelirsin yine.
Yavrum, erişmek ne müşkülmüş meğer,
Anneler gibi ağlamanın yiğitliğine? -NAZIM HİKMET-

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.