Çocuk Kitapları Bizlere Ne Anlatır?

“Eğer bir gün yolunuzu kaybederseniz bir çocuğun gözlerinin içine bakın; çünkü bir çocuğun bir yetişkine öğretebileceği her zaman üç şey vardır: Nedensiz yere mutlu olmak, her zaman meşgul olabilecek bir şeyler bulmak ve elde etmek istediği şey için var gücüyle dayatmaktır.”

Paulo Coelho

Gezdiğim kitapçıların raflarında boy boy dizilen, her çocuk yaşa uygun binbir renklerle boyanmış kitapları görünce içim açılırdı. Okumayıp yanı başından geçip gittiğim bu kitaplar, bana bütün bir çocukluk, bütün bir geçmiş zamanı hatırlatırdı. Çocuk kitaplarıyla aramdaki bağ, yalnızca rafların göz alıcılığını seyretmekle kalmıştı. Yetişkin edebiyatı okumalarımın beraberinde getirdiği meraklı bir hisle; bu edebiyatının büyüleyici dünyası ile tanışalı birkaç yıldan fazla olmadı. Çocuk yaşımda okuduğum sınırlı masal, sınırlı kitaplar vardı. Oysa şimdi; çocuk yetişkin olarak nicelerini okuma arzusu, içimde bir şeyleri kamçıladığını fark ettim. Sadece çocuklara değildi; tüm bu yazılıp çizilen, raf raf dizilenler. Yetişkinlere de seslendiği, hatırlattığı bir şeyler vardı. Katherine Rundell, “Neden Çocuk Kitapları Okumalıyız” adlı kitabında şöyle der: “Çocuk kitabı okurken, yeniden bir çocuk gibi okuma şansınız olur; ihtiyari bir fazlalıkmış muamelesi gören hayal gücünüzün henüz törpülenip çekidüzene sokulmadığı, dünyanın muazzam bir yer olduğu, her gün yeni şeyler keşfettiğiniz o eski, çok eski günlere dönme fırsatı bulursunuz.” Evet, söyleyeceklerimin tam anlamıyla özeti mahiyetinde bu söz.

Bir yetişkin gözüyle çocuk kitapları okumanın ne denli farkındalığı olabilir, diye düşünebilirsiniz. Gelin; çocukluğuyla vedalaşamamış, bir yanı hep çocuk kalmış kişilerin üzerinde nasıl bir tesiri var, gözlemleyelim.

Edebiyat; yaşamın izdüşümüdür, şüphesiz. İnsanın yaşamı anlamasına yönelik bir çaba; anlamlandırdığını, sözcüklerle var etmeye dönük estetik bir eylemdir. Dolayısıyla insan yaşamını ve edebiyatı ayrı düşünemeyiz. Kelimelerle düşünür, kavramlarla anlamlandırırız. Çocuklar için yazılmış kitaplar ve yayınları kapsayan çocuk edebiyatı da bu anlamlandırmada yetişkin okurlarına hitap edebildiği özellikleri vardır. En önemlisi, yetişkinlerin iç dünyalarındaki duygu ve düşünce sistemlerine girerek onların ciddi anlamda sorgulamasını sağlar. Duygu dünyalarında yaşam boyu oluşan boşlukları tekrar ele alma ve gözden geçirme fırsatı sunar. Unutmayalım ki çocuktan bahsederken “insan” dan bahsederiz. Çocuk, henüz yetişkin olmamış bir insandır; çocuklardaki “yetişkin” taraf neyse yetişkinlerdeki “çocuk” taraf da odur.

Katherine Rundell’in kitabında belirttiği gibi; ne kadar büyük ve bilgili olursak olalım, çocuk kitapları bizim “bulma” yerimizdir. Geçmişte kaybettiğimizin farkında bile olmadığımız bazı şeyleri bulmamıza yardım eder. Unutuluşları hatırlatır; umutları yeşertir. Ezcümle, çocukluktan önümüze benzersiz bir kapı aralar; bizi besler, büyütür ve genişletir.

“Çoğu yetişkin, okuma sürecinin tek yönlü işlemesi gerektiğini düşünür zira bunun aksi gerileme, olgunlukta geriye gitme olarak görülür. Önce Peter ve Jane denen çift başlı canavarı, ardından Narnia’yı aşıp Patrick Ness ile devam edersiniz… Derken yetişkin edebiyatına geçerek zafer kazanır, sonra da hep orada kalır, bir daha asla geriye dönüp bakmazsınız çünkü geriye bakmak mevki kaybetmek demektir. Ama insan yüreği tren gibi düz bir hatta ilerlemez. Okuma serüveni böyle bir şey değil, en azından benimkisi böyle değildi. Çocuk edebiyatını ıskartaya çıkarırsak, yetişkin gözüyle okuduğumuzda farklı bir simya yakalayacağımız zenginliklerle dolu bir mücevher kutusunu ıskartaya çıkarmış oluruz.”

Çocuk kalmış yetişkinler olarak bir çocuk kitabı okumak; geçmişte yitirdiğimiz hayal dünyasını yeniden canlandırmamızı sağlar. Dünyaya bir çocuk gözüyle yeniden bakabilme fırsatı verir. Çocuklarla aramızdaki empatiyi arttırır. Çocuk gibi düşünebilme olanağı sağlar. Okurken hata yapma hakkı verir ve bunu yaparken yargılamaz. Okuyanı özgür hissettirir, çocuk ruhumuzla el ele gezmemizi sağlar. Çocuk kitabı okumak ruhu tazeler, umudu diri tutar, mutlu hissettirir ve daima sevgi yeşertir.

Küçük Prens, Momo, Küçük Kara Balık, Çizgili Pijamalı Çocuk, Şeker Portakalı, Harry Potter, Matilda ve sayısını arttırabileceğimiz nice çocuk kitapları, günümüzde yalnızca kendi yaş aralığına değil; yetişkinlere de anlattığı güzellikler, çıkarım yaptırdığı dersler ve alt metinler vardır. Bir yetişkin okumalarının yanı sıra çocuk kitaplarıyla okumalarımızı zenginleştirmek; çocuk ruhuyla haz almamıza imkân tanır.

Günümüzde çocuk kitaplarının iyice yıldızının parladığı bir süreçte, içerik ve baskı yönünden daha nitelikli kitaplar okurlarıyla buluşuyor. Yayıncılık dünyasında da son yıllarda edebiyat yayıncılığı yapan yayınevleri çocuklara yönelik alt markaların, çocuk kitapları yayımlama amacıyla kurulan yayınevlerinin sayıları da çoğalmaktadır. Bu da çocuk kitaplarına ve yayıncılığına verilen önemin giderek arttığının bir göstergesidir.

Şaban Sağlık Hoca, bir dergideki yazısında cümlelerini şöyle noktalar: “Yani sağlıklı insan ‘ilk kullanma tarihini hep muhafaza etmekte’dir. Bir anlamda dünya hayatının ‘cenneti’ durumunda da olan çocukluk sayesinde insan, cenneti hep bu dünyaya taşımaktadır. Bu yüzden diyoruz ki büyük insan, her zaman çocuk kalmayı başarandır… Bütün bu söylediklerimize kapı aralayan yegâne alan da ‘çocuk edebiyatı’ dır. Yetişkinlik başa bela. İnsan büyümeye, yaşlanmaya engel olamıyor. Ancak ‘oyun, sanat ve dünyevi arzulardan uzaklaşma’ gibi işlerle uğraşırsa insan ‘çocuk’ kalmayı başarabilir. Yani mesele ‘büyüyünce çocuk olmak’tır; hatta yaş ne olursa olsun hep çocuk kalmaya çalışmaktır.”

Sevgili okur, çocuk kitapları okumanın, çocukluğumuza el uzatmanın iyileştirici tarafını görmen dileğiyle…

Merve Koç.

15.03.2021

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.