İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN
“Ne şeytanı azizim ne şeytanı. İçimizdeki şeytan diye birşey yok içimizdeki aciz var, tembellik var. İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden korkunç birşey hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var.”
Bu paragrafın, romanın ele alınması gereken en önemli yeri olduğunu söylemek yanlış olmaz. Kitabın sayfaları arasında kaybolurken, yoğun psikolojik tahliller ve bir türlü sonuca bağlanamayan hayata dair sorgulamalarla karşılaşırız. Yazar bizi sorgulayıcı bir anlatımla her yeni sayfada bu cümlenin hazin sertliğiyle karşılaştırmak için çabalar durur. Fakat bunu yaparken hiçbir karakteri bayağı bir role büründürmez, aksine günlük yaşantımızda gördüklerimizden pek de farklı olmayan karakterler ile topluma bir ayna tutmaya çalışır. Her zaman her yerde karşılaşabileceğimiz insanlardan teşekkül bu kadro, okuyucunun, karakterlerin iç dünyasını, iyiliklerini, kötülüklerini ve arzularını görebilmesini sağlamayı başarır.
Sabahattin Ali nin romanda değindiği temalardan başlıcası; hakikat arayışı ile kendisini kaybetmiş insanın, kaçınılmaz sonu yaklaşırken buna bir sorumlu bulma çabasıdır. Bu fikri kitabın ana karakteri Ömer vasıtasıyla okura ustalıkta aktaran yazar ona aşık olan Macide ile de okuyucuya anlatmak istediklerini ete kemiğe büründürür. Ömer İstanbul’da Darülfünunda felsefe bölümünde öğrecilik yapan, kısmi zamanlı olarak postanede memuriyet görevinde iştigal eden ve boş zamanlarında ise kendisine fikren çok uzak gördüğü fakat yinede bir türlü kopamadığı arkadaşı Nihat’la zaman geçiren biridir. Yaptığı işlerde hayli sorumsuz davranan Ömer bu tembelliğinin sebebini düşünmeye başlar ve zamanla içinden çıkılamaz hale gelen sorularına kendince bir açıklama getirmeye çalışır. ona göre bu ancak ve ancak içimizde varolan bir şeytanın, gizli dürtüsünün ürünü olabilir. Onun irademizi ele geçirmesiyle, hiç istemediğimiz şeyli yapar ve daha sonra pişmanlık duyarız. aksi halde nasıl onca kötü düşünce ve hareketlerin kaynağı insanın kendisi olabilir. Ömer bu düşüncesi sayesinde, her defasında tembelliğinin ağır yükünden kurtulmayı başarır fakat aklının bir köşesinde, kurduğu bu yalanın er ya da geç gün yüzüne çıkacağını hisseder. Macide ise konservatuarda musiki eğitimi alan ve ömerin teyzesinin evinde kalan uzak bir akrabasıdır. Bu kızın ilk dikkat çeken özelliği; sessiz, vakur tavırları ve insanı çıldırtacak dereceye getiren umursamazlığıdır. Ömer ailesinden uzakta ve sevmediği insanlarla yaşamak zorunda kalan bu kızın güvenini kazanır ve evlenmeye ikna eder. Macide duyduğu sonsuz güvenle onu yeteri kadar tanımadan tamamen yabancısı olduğu bir hayata biraz da zorunda kalması sebebiyle adım atar. Ömer ise evliliğin getirdiği sorumluluk ile tembeliği arasında sıkışır kalır. Sabahattin Ali kitabın bir çok yerinde ömeri sıkıştırarak onun bu zor anlarında nasıl bencilce hareket ettiğini okuyucuya kavratmaya çalışır. Bu yöntem ile zorluklarla güçlü bir şekilde başa çıkamayan insanların ani reflekslerle büyük yanlışlar yapabileceğini gösterir. Genelliklede bu yanlışlardan kendisini bir şekilde sıyırmaya çalışan kişinin ne denli gülünç duruma düşüreceğini ömer vasıtasıyla ustalıkla aktarır.
Görmekteyiz ki yazar kendi içimizdeki şeytana, bilinç altımıza işlercesine parlak bir ayna tutuyor. Kitabın her yerinde karşımıza çıkan ve bizimde kimi zaman hak verdiğimiz içimizdeki şeytan safsatasının yalan olduğunu yüzümüze çarparak okuyucuyu gafil avlıyor ve asıl şeytanın hataları yapan biz olduğumuzu açıkça ifade etmekten çekinmiyor.
Bana sorarsanız sefahate ve cürüme dalmış her insanın sonsuza kadar bir açıklaması ve müdafası olacaktır. İnsanoğlunun bu amansız sebep arayışı bitmedikçe içimizdeki şeytan da ölmeyip yalnızca form değiştirerek binlerce yıl ortaya çıkmaya devam edecektir. Kim bilir belkide insan olmamızın başlıca özelliği budur. Kendimizi kandırmak. Eğer öyleyse, binlerce yıl sonra başka birinin bahanesinde görüşmek üzere, sağlıcakla kalın.
Hasat DEMİRKAN










Sabahattin Ali kitaplarını etkili bir şekilde inceleyen gözüme takılan bir kaç yazıdan biri oldu kaleminize saģlık
Teşekkür ederim Neslihan hanım.
Kaleminize sağlık, okunacaklar arasinda sirasini bekleyen kitaplarimdan biri.