Italo Calvino’nun “Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu” romanı, öykünün yaratılması üzerine yazılmış, roman içinde roman olan, hayal ve gerçek arası bir kurguyla yazım sürecine şahit olduğumuz deneysel bir kitaptır. Kitabın odak noktası bir kitabın doğuşu, yaratılması, yazarı ve okuru üzerine; birtakım olaylar dizisi, bir öykü yaratmanın karmaşası ve okumanın heyecanı ve ikilemleri ile ilgili yapılan felsefi bir sorgulamadır. Yazar, aynı zamanda roman içinde roman diyebileceğimiz birbirinden farklı kurguları aynı şiirsellikle ifade ederken, gerçekçi ve mizahi anlatımla da bir potada eritir. Dolayısıyla kesintiye uğramış olan bu hikayeleri birbirine tuttururken, anlamları arasındaki dikiş izlerini de ustalıkla yok eder.
Postmodern edebiyatın en önemli romanlarından biri olan bu kitap, eksik ve hatalı basılan yarım kalmış kitaplar peşinde koşan okur ile başlıyor ve yazar ona ‘sen’ diye hitap ediyor. Bu da okurken kahramanın biz (kendimiz) olduğu izlenimini yaratıyor. Böylelikle bizi kendi içerisine dahil ederek, sanki kahraman bizmişiz gibi düşündürüyor. Eksik ve hatalı basılan eseri değiştirmek için kitapçıya giden okur orada ‘kadın okur’ ile karşılaşıyor ve bu şekilde eksik ve hatalı kitaplar peşinde kitabın orijinal ve doğru halini aramaya başlıyorlar.









