MODERN DÜNYANIN SEYİRCİLERİ

2
             Başkaları ve biz. Nedir bizi birbirimizden ayıran? Nedir bir insanı başkasından farklı kılan? Modern dünya bir çok isim verebilir buna; yaş, din, ırk, kültür, para ve daha nice statü. Halbuki durum bu kadar komplike değil. İnsan var ortada , insan. Tabi, “insan” olmak da göreceli bir kavramdır.Öyle bir dünya ki yaşantımızdan tutun, estetik anlayışımıza, karakterimizden hayatımıza. Bir düzen kurmuş iyi işleyen ve o düzene ayak uyduran biz ayakta uyuyanlar. Yanlışı görüp de elini uzatmayan yanlışı yapan kadar suçludur der bir Kızılderili atasözü. Kötülüğün izleyicisi olarak , kötülüğün şahitliğini yapıyoruz. Sanıyoruz ki etrafımızda olan kötülükler, haksızlıklar hayat koşullarından ötürü bu şekilde gelişiyor, kaderlerinde var diyoruz. Mesela Afrika’da ölen çocuklar. Onların gerçekten yaşam koşulları, kaderleri yüzünden bu halde olduklarını düşünenler var! Yazık, gerçekten çok yazık… Kader, insan denilen yaratığın ortak bilincinin, buna toplumsal bilinç de denilebilir, yarattığı bir gerçekliktir. Her an değişebilen, otoriteyi elinde tutabilenler tarafından değiştirilebilen. Kaderi kontrol edebilmek için yapılması gereken en önemli şey, her bireyin bu değişimi etkilemede ki gücünün farkında olması. Yani bireyselliğin gerçek keşfi. Diyoruz ki “Toplum bitmiş durumda, işlemiyor.” Hayır , aslında toplum hiç bu kadar iyi işlememişti, yapması için yaratıldığı şeyi tam olarak yerine getiriyor, neredeyse mükemmellikle. O çocuklar kurban ediliyor! Toplum dediğimiz bu sistemin ürünleri onlar ve toplumun bir arada olması adına gerekli olan korkuyu yaratmak için açlıktan ölmeleri gerekiyor. Bizim gibi acıyan insanların yemi onlar. Toplum daha önce hiç bu kadar iyi çalışmamıştı. Bize ya da dünyaya zarar veriyor olması dizayn edildiği şeyi çok iyi yapıyor olduğu gerçeğini örtmez. İnsanlar toplumun hep iyi şeyler falan yaptığını sanır ama toplumlar dediğin şey, içinde topladığı insanı, kendi var olabilme ihtiyacına göre harekete geçirmek üzere dizayn edilmiş bir sistem. İyilikle falan alakası yok! Hayatta kalmak için bir araya gelmiş ve gerektiğinde en zayıfı kurban etmek üzere bir sistem kurmuş tepedeki insanlardan başka bir şey değil!

Gün gelecek, devran dönecek. Bir zamanlar sesimizi çıkart(a)madığımız , sürekli seyirci kaldığımız şiddet artık olağan bir şey gibi gelecek ve elbette bizi teğet geçmeyecek bu sistem. Daha küçükken önüne geçemediğimiz olaylar artık bize de tesir edecek. Kim bilir belki sistem önce güçsüzleri eleyip , daha sonra ‘seyircilere’ o şiddeti uygulayacak ve bu şiddeti uygulayanların da başına gelecek ve bu onların bir üstüne -seyircisine- bir üstüne derken bir sarmal gibi dönüp kalacak. Bir varsayım benimkisi ama bunların olması kuvvetle muhtemel. Ve her şey bittiğinde aklımızda kalanlar bizim bu olaylara çanak tuttuğumuz ve sessizliğimiz olacak, yitip gidenlerle beraber.

Leave a Comment to sulebeyaz34 Yorum İptal Et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.