Mücellâ

0

Mücellâ.
Anlatılan bir kızın çocukluğundan,gençliğine;gençlikten ve nihayet sona yaklaşan yaşlılığına yönelen bir kızın hikayesi olamaz değil mi?Böyle sığlaştıranlar da olmuştu elbet duyduğum iki kelimeden ibaret özet.Halbuki görünen bu olsa da özü bu değildi,özü ferahlık bulan gönüllerde.Ne güzel anlatmıştı oysaki sona yakın bir kaç cümle…Cesaretini topladı Mücella,o yasak olan sınırı tek başına geçip sokaklara oradan caddelere vardığında,çıkıp dolaştığında korkmadan başını kaldırıp camekânlardan kendi görüntüsüne baktığında ve dahi eve geldiğinde.. O gene eski Mücellâ’ydı.Değişen hiç bir şey olmamıştı.Belki de olmuştu arkasından söylenen fısıltı’larda. Ama artık o genç bir kız değildi de ellilere merdiven dayamış,kocadım diyordu cesaretini bulduğu zamanda.Her ne kadar 1920-70’ler arasından bir kesit olsa da mahalle aynı mahalle,çıkmasın diye leke sürülmesin diye beyaz’a hassasiyet aynı hassasiyet ve “kader” kelimesi aynı dar pencereden bakılan yerde.Anlamamız için bizim de oturduğumuz yerde beklemememiz gerektiğini, bizi kurtarmak için uzatılan el gene bizim ellerimiz de bunu görmek istemeyen gözlerimiz..Dahası suçu nedendir ki kim çalmıştı kulağımıza anlamını çaldığımız kader’ciğimiz.Elbet birinin çıkıp bu kelimenin çalınan iade-i itibarını bu şekilde paragraf aralarında hiç de kendini belli etmeyen mütevaziliğiyle yerine koyması gerekirdi…
Kısa yolculuğumda feneri kendisi gibi olandan alıp yürüdüğüm yolu aydınlatan ve gene kendinden birine teslim eden değerlim,tavsiye ederim.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.