Silüet

1

Serin bir yaz akşamı,arka fonda esameli de bir şarkı çalıyor.Tekrar tekrar takılı kalmışım aynı şarkının sözlerinde…Evimin balkonunu kendime mesken ettiğim gece saatleri.Düşünceler beynimi işgal etmiş durumda.A’dan Z’ye bir çok konuyu düşünüp kendimce yorumluyorum.Her şeyi olduruyorum kendi zihnimde.Şu şöyle olur,bunu böyle yaparım…Belki buna benzer bir çoğu.Sonra bir yer de takılıyorum.Gözlerim,zihnimden geçen karmaşık düşünceyle kısılıyor.Bir an da göğüs kafesimin sol tarafında hızlanan bir baskı hissediyorum.Allah allah bu ne ola ki ?

Kendi kendime işin içinden çıkamıyorum.

Sonra biraz daha yoğunlaşıyor zihnim.Duraksıyorum.Bu satırları buraya dökerken olduğu gibi.Yazdığım yazılarda birçok zorlu konuyu anlatırken hiç böylesine duraksamadığımı hatırlıyorum.Nasıl tasvir edebilirim şimdi bu hisleri?”Yavaş yavaş gidelim,sırayla anlatalım ve çözelim bu işi.”

Geri bildirim veriyorum kendime ve devam etmeye çabalıyorum.Bir kaç duygu beliriyor yine iç benliğimde.Gülümserken buluyorum dudaklarımı.Mübalağa etmiyorum!Göğüs kafesimi oluşturan on iki kaburganın sıkıştığını hissediyorum.

Ne çok duyguyu bir an da hissettin,ne oluyor bu ara sana yahu!

Kendi kendime kızıyorum.

Sonra yapboz parçaları yavaş yavaş tamamlanmaya başlıyor.

Bir yüz beliriyor gözlerimin önünde ama öyle çok net değil.

Gözlerimi kısıyorum yine belki net bir şekilde görürüm, diye çabalıyorum hatta.

Fark ediyorum ki ,artık beynim değil düşüncelerimin merkezi bunca zamandır ismini bile telaffuz etmekten çekindiğim göğsümün sol tarafında duran ve tek görevi insan vücuduna kan göndermek olan taş çatlasın 350 gram olan bir organ.E bu kadar hafifse neden sanki çok ağır bir şey taşıyormuş gibi nefes nefesesin!

İç sesim yine iş başında,susturamıyorum.

Sonra düşünüyorum da susmasın hoşuma gidiyor,ruhumu okşuyor bu gözlerimi kısarak bile tam göremediğim silüet.

Anneannemin güzel bir cümlesi geliyor aklıma ,”Bu dünya yaşanacak yer değil güzel kızım,eğer şu yanımda ki adam olmasaydı yaşayamazdım.Ruhunu yeşertecek insanı bulmak önemli ama daha önemlisi ne biliyor musun?Yeşeren filizi sulamayı unutmayanını bulmak.”

O zaman pek anlam verememiştim bu cümlelere.Beynimin ve kalbimin ortak bir çalışmayla yapmaya çalıştıkları yapboz bitiyor o an.Gözlerim açılıyor,dudağımda kocaman bir tebessüm,kalbimde hala çarpıntı ama ruhum huzurlu…Bir cesaret kaplıyor içimi sanki tüm dünyaya karşı tek başıma kalsam ve o insan yanımda olsa korkmayacağım kadar büyük bir cesaret.Elim radyoya gidiyor, bir kez daha yeniliyorum şarkıyı.

Gözlerimi yaz akşamlarının hafif esintisine uyumlu olarak kapatıyorum.

  • harika bir yazı olmuş, yüreğine sağlık olsun

    Yanıtla
Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.